Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Site Sahibi
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nereden
    Van Merkez
    Yaş
    33
    Mesajlar
    16.947

    Standart Van Bahçesaray Zorla Tecavüz




    Van'daki tecavüz skandalı büyüyor!

    10.07.2010 / 16:50:59
    N.Y.'nin henüz 17 yaşında bir çocukken tecavüze uğraması ve ardından yaşadıkları gündeme yansıyınca olay derinleşmeye başladı.

    ABDURRAHMAN GÖK / SIDDIK GÜLER- DİHA

    Ailesiyle birlikte hizmetçi olarak çalıştığı evde 17 yaşında bir çocukken evin sahibinin oğlu başta olmak üzere çok sayıda kişinin tecavüzüne uğradı. Kaçarak bir kadın derneğine sığındı, koruma altına alındı, bir çocuğu oldu ve tecavüzcüler hakkında şikayette bulundu. Mahkeme tecavüzcüler hakkında beraat kararı verirken onun hakkında ölüm kararı çıkarıldı. Aradan geçen iki yılın ardında trajedisinin gündeme gelmesiyle yeniden hatırlanan N.Y. hakkında yapılan haberlerin ardından tecavüzcüler tarafından haberi yalanlaması yönünde tehdit ve para teklifi aldığını söyledi. N.Y.'nin henüz 17 yaşında bir çocukken yaşadıkları geçtiğimiz haftalarda gündeme getirilmişti. Van'ın Bahçesaray İlçesi'ne bağlı Önlüce (Mezra Şixan) Köyü'nde oturan N.Y.'nin ailesi dönemin AKP'li Belediye Başkanı Naci Orhan'ın evinde hizmetçi olarak çalışırken, hem Orhan'ın oğlu hem de ilçede bulunan çok sayıda kişinin uzun süre tecavüzüne maruz kaldığını belirterek, bazı arkadaşlarının desteğiyle Van Emniyet Müdürlüğü'ne gidip, koruma talebinde bulundu. Emniyet Müdürlüğü'nde ifadesi alınan ve o dönem 17 yaşında olan N.Y. Van'da koruma altına alındı. Hamile olan ve daha sonra doğum yapan N.Y., bir kız çocuğu dünyaya getirdi ve çocuk elinden alınarak, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'na verildi. Bu sırada ise aile tarafından infaz kararı alındığı için gizli olarak Van'dan çıkarıldı. N.Y.'nin kaçmasının ardından ailesi de köyünden çıkarılarak zorla sürgüne gönderildi. Yapılan haberler üzerine trajedisi gün yüzüne çıkan N.Y., yaşadıklarını anlattı. Yaşadıklarını anlatırken titreyen, duyduğu acıyı yeniden hisseden ve sık sık ağlayan N.Y., ailesine ve hakkında alınan ölüm kararına rağmen olayların bütün boyutlarıyla gün yüzüne çıkarılması ve sorumluların artık adalet önüne çıkarılması için konuşma kararı aldığını belirtti. Yıllarca kendisine tehditle tecavüz edenlerin, haber yayınlandıktan sonra isimlerinin açıklanmaması için kendisine yalvardığını ve ölüm tehditlerinde bulunduğunu dile getiren N.Y., "Bugüne kadar korktuğum için gerçekleri devlete bile anlatmadım. Çünkü biliyorsunuz bizim orada öyle devlete sığınmak, konuşmak kolay iş değildir. Ama yıllar sonra bu haber basına yansıyınca ben de olayın bütün boyutlarının ortaya çıkarılması kararı aldım ve anlatmaya karar verdim. Eğer siz bu olayı çıkarmasaydınız belki hiçbir zaman bu olay ortaya çıkmazdı" dedi.


    'Bana ilk tecavüz eden korucubaşı ve akrabamdı'

    İlk olarak 2007 yılında babası ve annesinin evde olmadığı bir anda evlerine gelen Korucubaşı Kerem Yıldız'ın tecavüzüne uğradığını öne süren N.Y, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Bizim ev köyün üst kısımlarındaydı. Babam ile annem köye gittiler. Kerem akrabam olduğu için sık sık eve geliyordu. Benden su istedi. Mutfağa su getirmeye gittiğim sırada arkamdan geldi. Bir şeyler söyledi anlamadım. Sonra zorla bana tecavüz etti. Orada bütün çamaşırlarımı aldıktan sonra olayı kimseye anlatmamam için beni ölümle tehdit etti. Sürekli bana 'eğer bir gün benim ismimi verirsen seni öldürürüm' diyordu. Bu olaydan sonra köydeki minibüsün sahibi Kemal Seyhan olayı duymuş. Kemal sürekli zorla tehditlerle tecavüz ediyordu. Daha sonra ise ilçe merkezinde beni 'fahişe' olarak herkese tanıtıyordu. Öyle olunca herkes bana farklı gözle bakıyordu" diye konuştu.


    'Bana bıçak zoruyla tecavüz ettiler'

    Kerem Yıldız'ın daha sonra yeniden evlerine geldiğini aktaran N.Y., "Kerem geldiğinde küçük kız kardeşim vardı. Onu köye gönderdi. Tekrar bana tecavüz etti. Sonra bana dönerek 'seninle işim bitti. Bundan sonra sıra senin kız kardeşinde' dedi. Tecavüzü kabullenemiyordum. Bu olay tamamen benim psikolojimi bozmuştu. Sürekli baygınlık geçiriyordum. Olay Çarşamba günü olmuştu. Evden çıkamadım. Perşembe günü hastalandım. Cuma günü Bahçesaray'a gittim. Hastaneye gittik daha sonra dişçiye gittik. V. diye bir dişçi vardı bizim köylümüz. Orada oturduk dişim çok ağrıyordu bir de Kerem'in şokunu atamamıştım daha. Ondan sonra yengem 'ben markete kadar gidip geleyim sen otur' dedi. Herkes Cuma namazına gitmişti. Kenan diye biri içeri girdi. Onu tanımıyordum. Bıçak vardı elinde bıçağını çıkardı ve birisine telefon açtı. Dedi ki 'ben getirdim burada, yarım saat sonra kapıda hazır olun ben çıkarırım götürürsünüz' dedi. Zorla bana tecavüz etti. Sonra telefon açtı 'kapıda hazır olun ben kızı gönderiyorum' dedi. Ben dışarı çıktığım an bir araba vardı bindirdiler. Biraz ötesinde durdu Özgür Marketin üst katına götürdüler. Orada Uğur Görünüş ile Mahmut vardı. Bana bir şey içirdiler. Sonra bayılmışım. Sadece canımın çok acıdığını hissediyordum. Kendime geldiğimde ikisi bana tecavüz etmişti. Hiçbir şey olmamış gibi beni markete indirdiler. Bana dediler 'bir müşteri gibi çık git.' Ben de oradan çıktım. Yaşanan olaylar boyunca sürekli özelikle telefonla eczacı Seçkin'in tacizlerine uğruyordum. Seçkin, özelikle telefonda sürekli beni taciz ediyordu" diye konuştu.

    'Numan evin arkasındaki kulübede bana zorla sahip oldu'

    Naci Orhan'ın evinde ablası hizmetçi olarak çalıştığı dönemde Naci Orhan'ın oğlu Numan Orhan'ın tecavüzüne uğradığını da öne süren N.Y., ablasının hizmetçi olarak çalıştığı eve giderken başına gelenleri şöyle anlattı: "Benle ablam ikimiz oradaydık. Numan geldi. Benle ablamı arkaya çağırdı. Ablamın işi vardı. Ben gittim. Gittiğimde evin arkasında küçük bir kulübe vardı. Orada zorla tecavüz etti. Ondan sonra sürekli geliyordu, bana tecavüz ediyordu. Başka bir gün ben ile bir arkadaşım Köşk ile köyün arasındaki bir tarladaydık. O ile bir arkadaşı geldi. Laf söylediler. Özelikle bizim köy ile Orhan'ların köşkü arasında bir tarla vardı. Tarlaya gittiğimde Numan arabasıyla sürekli oraya geliyordu. Onun korkusundan tarlaya bile gidemiyordum" diye konuştu.


    'Beylerin önde geleni beni sürekli taciz ediyordu'

    Beylerin önde geleni olan Yusuf Orhan ile Emrullah Orhan'ın da sürekli kendisine tacizde bulunduğunu da öne süren N.Y., şöyle devam etti: "Mesela orada Yusuf Orhan vardı. 65 yaşlarında beni sürekli taciz ediyordu. Bir gün bizim eve geldi. Ben de ondan kaçmak için tarlaya gittim. Arkamdan tarlaya geldi. Bana sürekli benle ilişkiye girmek istediğini söyledi. Ben de kendisine 'ayıptır bey olacaksın bu yaşta beni neden rahatsız ediyorsun' dedim. 'Ne var yani beyler bu şeyleri sevmiyor mu?' diyordu. Yani hiçbiri benim isteğimle olmadı. Hep korku tehdit, onların istediği şekilde oldu. Benim gibi yüzlerce kız var zaten. Hepsinin de benim durumumdan farkı yoktu. Emrullah Orhan ile ilişki anlamında alakam yok. Ama beni hep küçültüyordu. Teklifte bulunuyordu. Niye Kemalle birlikte oluyorsun onun dışında bu Bahçesaray'da erkek yok mu' diyordu."

    'Olaydan sonra herkes kendimi öldürmemi istiyordu'

    Hamile kaldığını öğrendikten sonra Van'a gelerek akrabaların yanına sığındığını da belirten N.Y., "Burada sürekli hastaneye giderek psikolojik tedavi görüyordum. Orada bazı akrabalarıma hamile olduğumu söyledim. Ancak hepsi bana 'sen bizim namusumuzu kirlettin git intihar et' diyerek baskı yaptı. Birkaç akrabam sadece bana destek verdi. Bir gün rahatsızlandığımdan hastaneye gittim. Sonra bir Kadın Derneği'ne başvurdum ve polise sığındım. Daha sonra beni sığınma evine aldılar. Orada benim çocuğum dünyaya geldi. Ondan sonra aile ölüm kararımı çıkardıktan sonra oradan polis denetiminde beni .......... 'ya götürdüler" dedi. '


    Bir gün olsun mahkemeye çağrılmadım'

    Olaydan korktuğu için sadece 4 kişinin ismini verdiğini de belirten N.Y. isimleri veren kişilerden DNA testi alındığını, ancak çocuğun babasının kim olduğu öğrenilmeden sanıkların tamamının berat ettiğini aktardı. Olayla ilgili duyduğu bir bilgiyi da aktaran N.Y., "Bakın bu olayda Kerem Yıldız'dan üç kez DNA testi alınmış. Neden 3 kez alındığını halen öğrenmiş değilim. Diğer taraftan o zaman beni arayan bir arkadaş bana anlattı. Bunlar DNA testi verdikleri saat demişler, 'Bunu da hal ettik artık hiçbir şey ispat edemezler.' Yani olay öyle kapatıldı. Bunların arkasındaki güç çocuğun bile kime ait olduğunu ortaya çıkarmadan bu olayı kapattı. Davacı olmama rağmen bir gün bile mahkemeye çağrılmadım. Burada birkaç kez karakola gittim bir şey öğrenemedim. Sonra savcılığa gittim ama beni savcı ile görüştürmediler. Olayın nasıl kapandığını öğrenemedim" dedi.


    'Haber yapmasaydınız bu olay ortayla çıkmazdı'

    Olayın yayınlanan haber üzerine tekrar gündeme geldiğini de belirten N.Y., haberin çıkmasından sonra yaşananları şöyle anlattı: "Ben haberin çıkmasından 3 gün sonra haberdar oldum. Zaten haber çıktıktan sonra beni adam yerine bile koymayanlar beni arayarak hem yalvardılar hem de tehdit gönderdiler. İlk olarak Kemal Seyhan beni aradı. Rezil olduğunu ve dava açması durumunda arkasında durmamı istedi. Daha sonra Emrullah Orhan beni aradı. Bana dedi, 'haberden sonra ilçede dolaşamaz duruma geldim. Kimse yüzüme bakmıyor. Eğer ölmemi istemiyorsan ismimi verme' dedi. Ben de kendisine şikayet etmesini istedim. Ancak bana, 'Eğer sen arkamda durmasan ben şikayetçi olmamam' diye konuştu. Son olarak beylerin önde gelenlerinden Remzi bey beni aradı. Bana dedi ki, 'Bak bunlar seni kandırıyorlar. Gel bizim arkamızda dur. Bizim arkamızda durup olayları inkar edersen, biz 50 bin liralık dava açacağız ve bunun 25 bin lirasını sana vereceğiz' dedi. Ben de kendisine, Naci bey ne yapıyor dedim. Dediki Naci Bey senin ifadeni bekliyor' sonra tepki gösterdim. Dedim ki 'eğer bu kadar beni düşünüyorsanız neden babamı köyden çıkardınız. Beni neden bu duruma getirdiniz.' Bunun üzerine yüzüme telefonu kapattı. Şimdi Kemal Seyhan'ın kardeşi C. Seyhan arıyor, gelip benle konuşmak istiyor, ama ben bunu kabul etmedim" diye konuştu.

    'Ailem ölüm kararı aldı'

    N.Y. sözlerini şöyle sürdürdü: "Polise sığındıktan sonra ailenin önde gelenleri Temir ile İbrahim Sungur öncülüğünde Bostaniçi Beldesinde aile meclisi benim ölüm kararımı alıyor. Bütün gençlerden benim öldürülmem isteniyor. Hatta ilk olarak teyzemin oğluna görev veriliyor. O da bir gece beni aradı. Bana 'Senin ölüm kararın alındı. Görevi bana verdiler. Ama ben gidiyorum. Sen de kendini kurtar kimseye güvenme yoksa seni öldürürler' diyerek gitti. Bugüne kadar da bir daha geri dönmedi. Daha sonra babamı çağırıyor. Babamdan beni öldürmemi istiyorlar, babam bunu kabul etmediği için köyden zorla çıkarıldı. Olaylar sırasında bir kez evi aradım. Annemle görüştüm, annem konuşamıyordu. Bana 'Bizi arama yoksa bizi yakacaklar. Köyü terk edeceğiz' dedi. Ondan sonra ailem köyü terk etti" diye konuştu.


    'Can güvenliğim yok'

    Halen ölüm korkusuyla yaşadığını belirten N.Y., can güvenliğinin olmadığını söyledi. Yıllardır ölüm korkusuyla yaşadığını söyleyen N.Y., başına bir şey gelmesi durumunda sorumluların isimlerini verdiği şahıslar olacağını kaydetti. N.Y., "Benim bu saatten sonra tek istediğim hiç görmediğim çocuğuma kavuşmak ve bana bunu yapanların adalet önüne çıkarmaktır" dedi. N.Y., ilçede kendisinden daha kötü durumda olan kız çocuklarının da olduğunu ve daha önce intihar edenlerin bile olduğunu savundu.


    Sungur: İddialar gerçeği yansıtmıyor

    Ölüm emrinin verilmesi iddialara ilişkin ulaştığımız İbrahim Sungur, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, olay ortaya çıktıktan sonra ailenin Bahçesaray'da yaşayamayacağını, bu nedenle de ilçeden çıkmalarının kendileri için daha iyi olacağını söylediğini ifade etti. Sungur, iddianın doğru olması durumunda bugüne kadar neden başına bir şey getirilmediği sorusunu da sorarak, "Kızın babasının Orhanlarla kopmaz ilişkileri var. Ve babası üzerinden böyle yalan iddiaların da ortaya atıldığını ve ailemizin isminin bilinçli bir şekilde bu olaya karıştırılmaya çalışıldığını düşünüyorum. Hem kızın babası ile görüştüğümüzde de 'çıkın' ya da 'çıkmayın' demedik. Ne yapabileceklerini sorduklarında kendi güvenlikleri açısından başka bir yere gitmelerinin daha doğru olacağını söyledik" dedi.


    'Orhan ailesi N.Y.'nin haberimiz aleyhine görüş vermesi için ikna turlarına başladı' iddiası

    Haberin basına yansıması üzerine bir avukat, aile ve olayın mağduru olan N.Y. ile telefonla görüşerek yüz yüze görüşme talebinde bulundu. Aile fertleri, avukatın AKP Van Milletvekili Gülşen Orhan tarafından görevlendirdiğini öne sürerken, konuyla ilgili görüştüğümüz avukat ise görüşme talebini doğrulayarak, kimin kendisinden görüşmeyi istediğini söylemeyeceğini ifade etti. İsminin yayınlanmasını istemeyen avukat, "Ben bu konuyla ilgili herhangi bir vekalet almış değilim. Sadece benim bir avukat arkadaşım aradı. Bu konuyla ilgili görüşmemi istedi. Konuya tam vakıf da değilim. Sadece istek üzerine olayın boyutlarını öğrenmek amacıyla görüşmek istedim. Ama eğer bu konuda bir suçlu varsa ben de ortaya çıkmasını isterim" diye konuştu.


    AKP'li Orhan: Konuyla alakamız yoktur

    Olayla ilgili avukat görevlendirdiği ileri sürülen AKP Van Milletvekili Gülşen Orhan ise, görevlendirme yapıp yapmama konusunda bilgi vermezken, "Bu olayın bu dönemde ortaya çıkması bana göre manidardır. Sürekli bir suçlu arıyorsunuz. Konuyla ilgili yasal süreç başlayıp sona ermiştir. Bu olay neden o dönemde ortaya çıkmadı da, şimdi çıkarılıp bizle bağlantı kuruluyor. Bana göre bu bilinçlidir. Ama bir suçlu varsa ortaya çıksın. Bu konuda hiçbir korkumuz yoktur. Ve konuyla ilgili bir alakamız da yoktur" iddiasında bulundu.


    Ne olmuştu?

    N.Y'nin emniyete yaptığı başvurudan sonra olayla ilgili soruşturma açılmış, Van'dan Bahçesaray'a gönderilen dosya Bahçesaray Savcılığı tarafından takipsizlik kararı verilerek, Bitlis Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmişti. Mahkemenin dönemin korucubaşı Kerem Yıldız, Mahmut Yaşa, Kenan Yaşa ile Uğur Görünüş'ten DNA örneklerini aldığı, alınan 4 kişinin DNA örnekleri çocuktan alınan örneklerle özdeşleşmediği gerekçesiyle bütün sanıkların 2009 yılının sonlarında beraat ettiği belirtilmişti. / DİHA






    n3hbgtfre21"
  2. #2
    Endamê Taybet
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    18.031

    Standart

    Alıntı MirBey Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster



    Van'daki tecavüz skandalı büyüyor!

    10.07.2010 / 16:50:59
    N.Y.'nin henüz 17 yaşında bir çocukken tecavüze uğraması ve ardından yaşadıkları gündeme yansıyınca olay derinleşmeye başladı.

    ABDURRAHMAN GÖK / SIDDIK GÜLER- DİHA

    Ailesiyle birlikte hizmetçi olarak çalıştığı evde 17 yaşında bir çocukken evin sahibinin oğlu başta olmak üzere çok sayıda kişinin tecavüzüne uğradı. Kaçarak bir kadın derneğine sığındı, koruma altına alındı, bir çocuğu oldu ve tecavüzcüler hakkında şikayette bulundu. Mahkeme tecavüzcüler hakkında beraat kararı verirken onun hakkında ölüm kararı çıkarıldı. Aradan geçen iki yılın ardında trajedisinin gündeme gelmesiyle yeniden hatırlanan N.Y. hakkında yapılan haberlerin ardından tecavüzcüler tarafından haberi yalanlaması yönünde tehdit ve para teklifi aldığını söyledi. N.Y.'nin henüz 17 yaşında bir çocukken yaşadıkları geçtiğimiz haftalarda gündeme getirilmişti. Van'ın Bahçesaray İlçesi'ne bağlı Önlüce (Mezra Şixan) Köyü'nde oturan N.Y.'nin ailesi dönemin AKP'li Belediye Başkanı Naci Orhan'ın evinde hizmetçi olarak çalışırken, hem Orhan'ın oğlu hem de ilçede bulunan çok sayıda kişinin uzun süre tecavüzüne maruz kaldığını belirterek, bazı arkadaşlarının desteğiyle Van Emniyet Müdürlüğü'ne gidip, koruma talebinde bulundu. Emniyet Müdürlüğü'nde ifadesi alınan ve o dönem 17 yaşında olan N.Y. Van'da koruma altına alındı. Hamile olan ve daha sonra doğum yapan N.Y., bir kız çocuğu dünyaya getirdi ve çocuk elinden alınarak, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'na verildi. Bu sırada ise aile tarafından infaz kararı alındığı için gizli olarak Van'dan çıkarıldı. N.Y.'nin kaçmasının ardından ailesi de köyünden çıkarılarak zorla sürgüne gönderildi. Yapılan haberler üzerine trajedisi gün yüzüne çıkan N.Y., yaşadıklarını anlattı. Yaşadıklarını anlatırken titreyen, duyduğu acıyı yeniden hisseden ve sık sık ağlayan N.Y., ailesine ve hakkında alınan ölüm kararına rağmen olayların bütün boyutlarıyla gün yüzüne çıkarılması ve sorumluların artık adalet önüne çıkarılması için konuşma kararı aldığını belirtti. Yıllarca kendisine tehditle tecavüz edenlerin, haber yayınlandıktan sonra isimlerinin açıklanmaması için kendisine yalvardığını ve ölüm tehditlerinde bulunduğunu dile getiren N.Y., "Bugüne kadar korktuğum için gerçekleri devlete bile anlatmadım. Çünkü biliyorsunuz bizim orada öyle devlete sığınmak, konuşmak kolay iş değildir. Ama yıllar sonra bu haber basına yansıyınca ben de olayın bütün boyutlarının ortaya çıkarılması kararı aldım ve anlatmaya karar verdim. Eğer siz bu olayı çıkarmasaydınız belki hiçbir zaman bu olay ortaya çıkmazdı" dedi.


    'Bana ilk tecavüz eden korucubaşı ve akrabamdı'

    İlk olarak 2007 yılında babası ve annesinin evde olmadığı bir anda evlerine gelen Korucubaşı Kerem Yıldız'ın tecavüzüne uğradığını öne süren N.Y, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Bizim ev köyün üst kısımlarındaydı. Babam ile annem köye gittiler. Kerem akrabam olduğu için sık sık eve geliyordu. Benden su istedi. Mutfağa su getirmeye gittiğim sırada arkamdan geldi. Bir şeyler söyledi anlamadım. Sonra zorla bana tecavüz etti. Orada bütün çamaşırlarımı aldıktan sonra olayı kimseye anlatmamam için beni ölümle tehdit etti. Sürekli bana 'eğer bir gün benim ismimi verirsen seni öldürürüm' diyordu. Bu olaydan sonra köydeki minibüsün sahibi Kemal Seyhan olayı duymuş. Kemal sürekli zorla tehditlerle tecavüz ediyordu. Daha sonra ise ilçe merkezinde beni 'fahişe' olarak herkese tanıtıyordu. Öyle olunca herkes bana farklı gözle bakıyordu" diye konuştu.


    'Bana bıçak zoruyla tecavüz ettiler'

    Kerem Yıldız'ın daha sonra yeniden evlerine geldiğini aktaran N.Y., "Kerem geldiğinde küçük kız kardeşim vardı. Onu köye gönderdi. Tekrar bana tecavüz etti. Sonra bana dönerek 'seninle işim bitti. Bundan sonra sıra senin kız kardeşinde' dedi. Tecavüzü kabullenemiyordum. Bu olay tamamen benim psikolojimi bozmuştu. Sürekli baygınlık geçiriyordum. Olay Çarşamba günü olmuştu. Evden çıkamadım. Perşembe günü hastalandım. Cuma günü Bahçesaray'a gittim. Hastaneye gittik daha sonra dişçiye gittik. V. diye bir dişçi vardı bizim köylümüz. Orada oturduk dişim çok ağrıyordu bir de Kerem'in şokunu atamamıştım daha. Ondan sonra yengem 'ben markete kadar gidip geleyim sen otur' dedi. Herkes Cuma namazına gitmişti. Kenan diye biri içeri girdi. Onu tanımıyordum. Bıçak vardı elinde bıçağını çıkardı ve birisine telefon açtı. Dedi ki 'ben getirdim burada, yarım saat sonra kapıda hazır olun ben çıkarırım götürürsünüz' dedi. Zorla bana tecavüz etti. Sonra telefon açtı 'kapıda hazır olun ben kızı gönderiyorum' dedi. Ben dışarı çıktığım an bir araba vardı bindirdiler. Biraz ötesinde durdu Özgür Marketin üst katına götürdüler. Orada Uğur Görünüş ile Mahmut vardı. Bana bir şey içirdiler. Sonra bayılmışım. Sadece canımın çok acıdığını hissediyordum. Kendime geldiğimde ikisi bana tecavüz etmişti. Hiçbir şey olmamış gibi beni markete indirdiler. Bana dediler 'bir müşteri gibi çık git.' Ben de oradan çıktım. Yaşanan olaylar boyunca sürekli özelikle telefonla eczacı Seçkin'in tacizlerine uğruyordum. Seçkin, özelikle telefonda sürekli beni taciz ediyordu" diye konuştu.

    'Numan evin arkasındaki kulübede bana zorla sahip oldu'

    Naci Orhan'ın evinde ablası hizmetçi olarak çalıştığı dönemde Naci Orhan'ın oğlu Numan Orhan'ın tecavüzüne uğradığını da öne süren N.Y., ablasının hizmetçi olarak çalıştığı eve giderken başına gelenleri şöyle anlattı: "Benle ablam ikimiz oradaydık. Numan geldi. Benle ablamı arkaya çağırdı. Ablamın işi vardı. Ben gittim. Gittiğimde evin arkasında küçük bir kulübe vardı. Orada zorla tecavüz etti. Ondan sonra sürekli geliyordu, bana tecavüz ediyordu. Başka bir gün ben ile bir arkadaşım Köşk ile köyün arasındaki bir tarladaydık. O ile bir arkadaşı geldi. Laf söylediler. Özelikle bizim köy ile Orhan'ların köşkü arasında bir tarla vardı. Tarlaya gittiğimde Numan arabasıyla sürekli oraya geliyordu. Onun korkusundan tarlaya bile gidemiyordum" diye konuştu.


    'Beylerin önde geleni beni sürekli taciz ediyordu'

    Beylerin önde geleni olan Yusuf Orhan ile Emrullah Orhan'ın da sürekli kendisine tacizde bulunduğunu da öne süren N.Y., şöyle devam etti: "Mesela orada Yusuf Orhan vardı. 65 yaşlarında beni sürekli taciz ediyordu. Bir gün bizim eve geldi. Ben de ondan kaçmak için tarlaya gittim. Arkamdan tarlaya geldi. Bana sürekli benle ilişkiye girmek istediğini söyledi. Ben de kendisine 'ayıptır bey olacaksın bu yaşta beni neden rahatsız ediyorsun' dedim. 'Ne var yani beyler bu şeyleri sevmiyor mu?' diyordu. Yani hiçbiri benim isteğimle olmadı. Hep korku tehdit, onların istediği şekilde oldu. Benim gibi yüzlerce kız var zaten. Hepsinin de benim durumumdan farkı yoktu. Emrullah Orhan ile ilişki anlamında alakam yok. Ama beni hep küçültüyordu. Teklifte bulunuyordu. Niye Kemalle birlikte oluyorsun onun dışında bu Bahçesaray'da erkek yok mu' diyordu."

    'Olaydan sonra herkes kendimi öldürmemi istiyordu'

    Hamile kaldığını öğrendikten sonra Van'a gelerek akrabaların yanına sığındığını da belirten N.Y., "Burada sürekli hastaneye giderek psikolojik tedavi görüyordum. Orada bazı akrabalarıma hamile olduğumu söyledim. Ancak hepsi bana 'sen bizim namusumuzu kirlettin git intihar et' diyerek baskı yaptı. Birkaç akrabam sadece bana destek verdi. Bir gün rahatsızlandığımdan hastaneye gittim. Sonra bir Kadın Derneği'ne başvurdum ve polise sığındım. Daha sonra beni sığınma evine aldılar. Orada benim çocuğum dünyaya geldi. Ondan sonra aile ölüm kararımı çıkardıktan sonra oradan polis denetiminde beni .......... 'ya götürdüler" dedi. '


    Bir gün olsun mahkemeye çağrılmadım'

    Olaydan korktuğu için sadece 4 kişinin ismini verdiğini de belirten N.Y. isimleri veren kişilerden DNA testi alındığını, ancak çocuğun babasının kim olduğu öğrenilmeden sanıkların tamamının berat ettiğini aktardı. Olayla ilgili duyduğu bir bilgiyi da aktaran N.Y., "Bakın bu olayda Kerem Yıldız'dan üç kez DNA testi alınmış. Neden 3 kez alındığını halen öğrenmiş değilim. Diğer taraftan o zaman beni arayan bir arkadaş bana anlattı. Bunlar DNA testi verdikleri saat demişler, 'Bunu da hal ettik artık hiçbir şey ispat edemezler.' Yani olay öyle kapatıldı. Bunların arkasındaki güç çocuğun bile kime ait olduğunu ortaya çıkarmadan bu olayı kapattı. Davacı olmama rağmen bir gün bile mahkemeye çağrılmadım. Burada birkaç kez karakola gittim bir şey öğrenemedim. Sonra savcılığa gittim ama beni savcı ile görüştürmediler. Olayın nasıl kapandığını öğrenemedim" dedi.


    'Haber yapmasaydınız bu olay ortayla çıkmazdı'

    Olayın yayınlanan haber üzerine tekrar gündeme geldiğini de belirten N.Y., haberin çıkmasından sonra yaşananları şöyle anlattı: "Ben haberin çıkmasından 3 gün sonra haberdar oldum. Zaten haber çıktıktan sonra beni adam yerine bile koymayanlar beni arayarak hem yalvardılar hem de tehdit gönderdiler. İlk olarak Kemal Seyhan beni aradı. Rezil olduğunu ve dava açması durumunda arkasında durmamı istedi. Daha sonra Emrullah Orhan beni aradı. Bana dedi, 'haberden sonra ilçede dolaşamaz duruma geldim. Kimse yüzüme bakmıyor. Eğer ölmemi istemiyorsan ismimi verme' dedi. Ben de kendisine şikayet etmesini istedim. Ancak bana, 'Eğer sen arkamda durmasan ben şikayetçi olmamam' diye konuştu. Son olarak beylerin önde gelenlerinden Remzi bey beni aradı. Bana dedi ki, 'Bak bunlar seni kandırıyorlar. Gel bizim arkamızda dur. Bizim arkamızda durup olayları inkar edersen, biz 50 bin liralık dava açacağız ve bunun 25 bin lirasını sana vereceğiz' dedi. Ben de kendisine, Naci bey ne yapıyor dedim. Dediki Naci Bey senin ifadeni bekliyor' sonra tepki gösterdim. Dedim ki 'eğer bu kadar beni düşünüyorsanız neden babamı köyden çıkardınız. Beni neden bu duruma getirdiniz.' Bunun üzerine yüzüme telefonu kapattı. Şimdi Kemal Seyhan'ın kardeşi C. Seyhan arıyor, gelip benle konuşmak istiyor, ama ben bunu kabul etmedim" diye konuştu.

    'Ailem ölüm kararı aldı'

    N.Y. sözlerini şöyle sürdürdü: "Polise sığındıktan sonra ailenin önde gelenleri Temir ile İbrahim Sungur öncülüğünde Bostaniçi Beldesinde aile meclisi benim ölüm kararımı alıyor. Bütün gençlerden benim öldürülmem isteniyor. Hatta ilk olarak teyzemin oğluna görev veriliyor. O da bir gece beni aradı. Bana 'Senin ölüm kararın alındı. Görevi bana verdiler. Ama ben gidiyorum. Sen de kendini kurtar kimseye güvenme yoksa seni öldürürler' diyerek gitti. Bugüne kadar da bir daha geri dönmedi. Daha sonra babamı çağırıyor. Babamdan beni öldürmemi istiyorlar, babam bunu kabul etmediği için köyden zorla çıkarıldı. Olaylar sırasında bir kez evi aradım. Annemle görüştüm, annem konuşamıyordu. Bana 'Bizi arama yoksa bizi yakacaklar. Köyü terk edeceğiz' dedi. Ondan sonra ailem köyü terk etti" diye konuştu.


    'Can güvenliğim yok'

    Halen ölüm korkusuyla yaşadığını belirten N.Y., can güvenliğinin olmadığını söyledi. Yıllardır ölüm korkusuyla yaşadığını söyleyen N.Y., başına bir şey gelmesi durumunda sorumluların isimlerini verdiği şahıslar olacağını kaydetti. N.Y., "Benim bu saatten sonra tek istediğim hiç görmediğim çocuğuma kavuşmak ve bana bunu yapanların adalet önüne çıkarmaktır" dedi. N.Y., ilçede kendisinden daha kötü durumda olan kız çocuklarının da olduğunu ve daha önce intihar edenlerin bile olduğunu savundu.


    Sungur: İddialar gerçeği yansıtmıyor

    Ölüm emrinin verilmesi iddialara ilişkin ulaştığımız İbrahim Sungur, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, olay ortaya çıktıktan sonra ailenin Bahçesaray'da yaşayamayacağını, bu nedenle de ilçeden çıkmalarının kendileri için daha iyi olacağını söylediğini ifade etti. Sungur, iddianın doğru olması durumunda bugüne kadar neden başına bir şey getirilmediği sorusunu da sorarak, "Kızın babasının Orhanlarla kopmaz ilişkileri var. Ve babası üzerinden böyle yalan iddiaların da ortaya atıldığını ve ailemizin isminin bilinçli bir şekilde bu olaya karıştırılmaya çalışıldığını düşünüyorum. Hem kızın babası ile görüştüğümüzde de 'çıkın' ya da 'çıkmayın' demedik. Ne yapabileceklerini sorduklarında kendi güvenlikleri açısından başka bir yere gitmelerinin daha doğru olacağını söyledik" dedi.


    'Orhan ailesi N.Y.'nin haberimiz aleyhine görüş vermesi için ikna turlarına başladı' iddiası

    Haberin basına yansıması üzerine bir avukat, aile ve olayın mağduru olan N.Y. ile telefonla görüşerek yüz yüze görüşme talebinde bulundu. Aile fertleri, avukatın AKP Van Milletvekili Gülşen Orhan tarafından görevlendirdiğini öne sürerken, konuyla ilgili görüştüğümüz avukat ise görüşme talebini doğrulayarak, kimin kendisinden görüşmeyi istediğini söylemeyeceğini ifade etti. İsminin yayınlanmasını istemeyen avukat, "Ben bu konuyla ilgili herhangi bir vekalet almış değilim. Sadece benim bir avukat arkadaşım aradı. Bu konuyla ilgili görüşmemi istedi. Konuya tam vakıf da değilim. Sadece istek üzerine olayın boyutlarını öğrenmek amacıyla görüşmek istedim. Ama eğer bu konuda bir suçlu varsa ben de ortaya çıkmasını isterim" diye konuştu.


    AKP'li Orhan: Konuyla alakamız yoktur

    Olayla ilgili avukat görevlendirdiği ileri sürülen AKP Van Milletvekili Gülşen Orhan ise, görevlendirme yapıp yapmama konusunda bilgi vermezken, "Bu olayın bu dönemde ortaya çıkması bana göre manidardır. Sürekli bir suçlu arıyorsunuz. Konuyla ilgili yasal süreç başlayıp sona ermiştir. Bu olay neden o dönemde ortaya çıkmadı da, şimdi çıkarılıp bizle bağlantı kuruluyor. Bana göre bu bilinçlidir. Ama bir suçlu varsa ortaya çıksın. Bu konuda hiçbir korkumuz yoktur. Ve konuyla ilgili bir alakamız da yoktur" iddiasında bulundu.


    Ne olmuştu?

    N.Y'nin emniyete yaptığı başvurudan sonra olayla ilgili soruşturma açılmış, Van'dan Bahçesaray'a gönderilen dosya Bahçesaray Savcılığı tarafından takipsizlik kararı verilerek, Bitlis Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmişti. Mahkemenin dönemin korucubaşı Kerem Yıldız, Mahmut Yaşa, Kenan Yaşa ile Uğur Görünüş'ten DNA örneklerini aldığı, alınan 4 kişinin DNA örnekleri çocuktan alınan örneklerle özdeşleşmediği gerekçesiyle bütün sanıkların 2009 yılının sonlarında beraat ettiği belirtilmişti. / DİHA








    bu soysuzları ameliyatla kadın yapıp tecavüz etmeleri için taksim meydanına gece bırakıp gitmeli o zaman anlarlar ama iş işten geçmiş olur....ya daaaaa bira şişesinin üstüne oturtup elektrikli ince bir teli erkekliği orada sandıkları yere soktuktan sonra kökünden kesip hücrede açlıktan geberene kadar tek yemeği kökünden kesileni önüne koymak olmalı.... ama bu millet adam olmaz bu sefer bari sandığa gömün bu soysuzları kişiliğinizi bir poşet kömüre pirince satmayın yeterrrr yoksa özelleştirme adı altında ülkenin satıldığı gibi bir gün sizleride içinde satarlar gerçi dsp zamnındada oldu anap zamanında da hatta bu özelleştirme rüzgarı ilk ismet Paşayla değilde bizzat turgut özalla başlamıştır. öncelikle bunu bilmek hatırlamak hatırlatmak yerinde olur. bir televizyon programında " satarız efendim satarıııııııız" diyerekten derdini süper anlatmıştı...uyanın breeeee..!!!!!!! tek çözüm
    bdp Barış Ve Demokrasi Partisi...
    !!!!!!!!



    Konu Byn Dream tarafından (02.08.10 Saat 04:33 AM ) değiştirilmiştir.

    n3hbgtfre21"
  3. #3
    ZAzA
    Misafir

    Standart

    moralim bozuldu yine

    n3hbgtfre21"
 

 

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap
Bu sistem vBulletin™ alt yapısına sahiptir, Version 4.2.0 kullanılmaktadır.
Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. ©2000 - 2013 - Support by tr-Siparis11 - Mir BeY
Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:30 AM.