Sayfa 9 Toplam 12 Sayfadan BirinciBirinci ... 7891011 ... SonuncuSonuncu
Toplam 113 adet sonuctan sayfa basi 81 ile 90 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #81
    Site Sahibi
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nereden
    Van Merkez
    Yaş
    32
    Mesajlar
    16.938

    Standart Şİwan Perwer RÖportajlari 2 biyoğrafi resimleri

    ŞİWAN PERWER RÖPORTAJLARI : 2
    'Bu röportaj 7 Kasım 2004 tarihli 'Birgün Pazar' da yayınlanmıştır!'.

    Şivan Perwer; 'Kirîvê', 'Helebçe', 'Xalo', 'Bavê Fexriya' Kürt halk türküleri adeta onun dilinde klasikleşti, yediden yetmişe her kürdün diline pelesenk oldu. Bir çok sanatçı onun söylediği 'Canê canê' ezgisiyle ününe ün kattı. Son yirmi yıldır Kürtlerin gündeminden düşmeyen, Türkiye kamuoyunda basının daha çok çamur atmak için ismini zikrettiği, ancak son bir-iki yıldır da kendisiyle görüşebilmek için köşe kapmaca oynadığı, sadece Kürtlerin değil, bütün dünyanın en etkileyici seslerinden biri. 1991 yılında Wembley Stadı'nda dünyanın önde gelen sesleriyle sahne aldığında, Prenses Diana'nın bizzat sahneye çıkarak tebrik ettiği bir ses.

    Avrupa Birliği süresince yaşanan olumlu gelişmeler ve bunun akabinde kamuoyunu bir nebze olsun rahatlatan 'uyum yasaları' çerçevesinde yapılan düzenlemelerle Kürt sanatçılar bir bir gelip Türkiye'de ve doğup büyüdükleri coğrafyada konserler vermeye başladılar. Ciwan Haco, Diyar, Brader bu isimlerden birkaçı.

    Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, Perver'in Türkiye'ye gelmesi için elinden gelen desteği vereceğini belirterek; "Kürt sanatçısı Şivan Perver ile ilgili bana haber yolladılar. Ben de bu konuyu memnuniyetle karşılayacağımızı ifade ettim. Sonuç itibariyle Türkiye'ye ait bir değer olduğunu düşünüyorum. Türkiye'ye ait bir değerin de Türkiye'den sunulması gerektiğini düşünüyorum. Bundan da onur duyacağımızı belirtiyorum. Şivan Perver bana ulaşan mesajında 'Ben Türkçe parçalar da okumak istiyorum' demişti. Ben de ne istiyorsa onu okumasını söyledim. Kürtçe okusun, Türkçe okusun fark etmez. Sanat için hiçbir kısıtlamamız yok. Bütün güzelliklere özgürlük" açıklamasını yapmıştı.

    Geçtiğimiz haftalarda Şivan Perwer'in, avukatı Hasip Kaplan aracılığıyla İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Şanlıurfa Valiliği'ne başvurarak Türkiye'ye dönmek istediğini bunun için varsa; engellemelerin kaldırılması gerektiği haberi görsel ve yazılı basına yansıdı.

    23 Aralık 1955 yılında Urfa'nı Siverek ilçesinin 'Sorî' köyünde kendi deyimiyle "kızıl kar'ın yağdığı yıl" hayata gözlerini açan, ömrünün yarısından fazlasını Kürt müziğinin modernleşmesine adayan, 27 yıldır doğduğu topraklardan uzakta 'sürgün' yaşamak zorunda bırakılan ve bu süre zarfında yirmiden fazla albüme imza atan Şivan Perwer ile yalnız başına yaşadığı Brüksel'deki evinde görüştük...

    Sayın Perwer, İlk sazı elinize aldığınız zamanı hatırlıyor musunuz? O anki duygularınız...

    Evet, sekiz yaşında idim. Bir gün, pekmez0 konan kaplardan birini boşaltım. Annemin hazırlayıp kuruttuğu bir post ile bir sopa buldum. Annem şehre inince ona, "Bana tel getir" dedim. Oturdum, tek başıma kendime bir saz yaptım. Kendimce akort ve tonunu ayarladım. Babam eve geldiğinde, sekide, yüklerin üstündeki sazı görmüş. Demiş ki, "Hayırdır? Oğlum çingene mi olacak ne?" Sazı eline alıp alay etmiş. Annem zor bela sazı elinden almış.

    Bundan dolayı dayak yediğiniz de oldu mu?

    Olmaz mı? Babamdan yedim. Bana, "Sen mutlaka Kuran okuyacaksın!.." dedi. Benim melle (imam) olan bir amcam vardı; çocuklara Kuran dersi veriyordu. Ben ise okula gitmek istiyordum. O zamanlar altı yedi yaşında idim. Babam bana, "Sen Kuran okuyacaksın!" dedi. Ben ise, "Hayır! Ben okula gitmek istiyorum" dedim. Ne ettiyse, ben bildiğimden şaşmadım. Bu nedenle babamdan feci şekilde dayak yedim.

    Anlaşılan fakilik* ile aranız hiç iyi değilmiş.

    Maalesef hiç iyi değildi. Fakilik kötü bir şey olduğundan değil, kurtuluşumu onda bulmuyordum. Fakiliğin, beni amacıma ulaştıramayacağını ve dünyayı anlamama yardımcı olamayacağını biliyordum. Benim çok büyük lerim vardı. Bu lerin gerçekleşmesi de modern dünyayı bilmekten geçiyordu. Sebebi buydu, dine karşı oluşum değil. Hatta dindar sayılırdım; namaz kılıyordum, güzel ezan okuyordum. Çocukken çoğu kez köylülere müezzinlik dahi yapıyordum.

    Belli ki ailenin dini bir temeli var...

    Doğu'da her ailenin dini bir inancı vardır. Vakti zamanında çok tutucu ve bağnaz idiler. Dini bilmiyorlardı, anlamıyorlardı. Sonrasında bunlar aşıldı.

    Klasik bir soru, fakat yine de sormak istiyorum. Şivan Perwer sanatını nasıl tanımlıyor?

    Yaşam çok renklidir. Sanat da bunu dile getirir. Eğer sanat çok renkli, çok yönlü olmazsa, sanat olmaz ve sanatçı olunmaz. Her zaman, 'değişim nasıl olur' sorusunun cevabını aradım. Benim müziğim, daha iyi ve gelişmiş bir temel üzerinde yaşamı değiştirmek üzerine kuruludur. Ben müziğimi her hangi bir şekilde adlandırmıyorum ve kimse de Şivan'ın tarzı budur diyemez. Ben hiç bir sanatçı gibi türkü söylemiyorum. Ben olaylara, yaşanmış şeylere, yaşamın durumuna bakıp ona göre müzik yaptım. Eğer dinlerseniz, benim her tonda türkü söylediğimi görürsünüz.

    Peki şunu diyebilir miyiz; Şivan Perwer'in müziği klasik dengbêjliğin ve modern müziğin harmonisidir?

    Klasik dengbêjlik ile modern müzik arasındaki köprü, Kürt müziği ile dünya müziği arasındaki köprü, Kürtçe makamlar ile dünyadakiler arasında köprü, dünyadaki değişimler ile Kürtler arasında köprü... Bunların hepsini görebilirsin..

    Sizi dinleyen, izleyen herkes farkında, kilam-türkü söylediğiniz zaman sanki zikre geçiyorsunuz. Nedir o anki duygularınız?

    Eğer konsantre olmazsam, duygumu melodinin içine katamam, olayın içine girip olayla bir olamam. Eğer üzerinde düşünmezsem, duygulanıp ağlamazsam, türküyü ortaya çıkaramam. 1986 yılında Los Angeles'ta verdiğim bir konserde, ünlü İranlı sanatçı Dariyus konserden sonra yanıma gelip, "İyi haşhaş çekiyorsun ha!.. Biraz fazla çekmiştin. Ben de haşhaşı seviyorum, fakat sen dozunu biraz fazla kaçırmışsın Şivan!" dedi. Şaştım kaldım. "Ne haşhaşı?" dedim. " Konsantrasyonun çok iyi. Belli ki çok çekmiştin!.." Ona dedim ki, " Ben hayatımda haşhaş çekmiş değilim. Ne sigara içerim, ne de alkol kullanırım." Şaşıp kaldı.

    Konsantrasyonunuzun sırrı var mı?

    Ben, 'Xezal' kilamını söylediğimde, Xezal'ın sevdalısı gibi söylemeliyim, onu aramalıyım ki Xezal'ın yüreğindeki sevdayı dile getirebileyim. 'Helepçe' ezgisini söylerken Halepçe'deki kimyasal silahların kurbanı olmalıyım; o anı yaşamalıyım. Yaşıyorum da. Budur 'zikr' olayının sebebi.

    İlk dinlediğin, ninni, masal ve ağıtlar?

    Çocuk iken yatağa girer, masallarla uyurdum. Annem bana anlatırdı; teyzemler, dayımlar, amcalarım, halalarım bize gelirdi. Büyük bir aile idik. Annem anlatmazsa, teyzeme derdi ki, "Bir masal anlat da yatıversin çocuk!.." Masalsız uyumazdım. Bir masal bana bir defa anlatıldığında hemen aklımda kalırdı; ezberlerdim. O kadar konsantre olurdum yani.

    Gerçekleş(e)meyen en büyük iniz ne idi?

    Sadece müzikle ilgilenen bir kurum kurmak. Kürtler ve dünya arasında bir sanatsal köprü oluşturmak ve burada müzik biliminin gelişmesini sağlamak. Bu alanda diğer halklarla da işbirliği yapmak, Kürt müziğini modernleştirmek, üst seviyeye çıkarmak ve üzerinde incelemeler yapmak. Kürtçe'nin sanatsal alanda gelişmesi için görevimi yerine getirdim, fakat müzikle ilgili düşündüklerimi tam olarak yaptığımı söyleyemem.

    'Sürgün' olmanıza bir sebep de Suruç'ta verdiğiniz konser idi. O günden bahseder misiniz?

    Yıl 1976 idi. Ülke genelinde turnedeydik. Batman'a da gittik. Hani diyorum ya, "Ez çûm gundekî Batmanê, keçeke Kurd ji min re got, lo bira...(Batman'nın bir köyüne gittim, Bir Kürt kızı bana dedi, ey kardeş)" Batman ve Mardin'de çok gezdik. Kimsenin bizden haberi yoktu. Erzurum'a, Kağızman'a, Ağrı'ya gittik. Doğubeyazıt'taki konserde birçok kişi gözaltına alındı. Diyadin'e gittik. Askerler hareket etmemize izin vermedi. O gün İran'a sınıra geçip bir kaç gün o tarafta kaldık. Sonra tekrar dönüp, Ankara'ya geçtik. Amacımız bir tur gerçekleştirmekti.

    Dediğin gibi Suruç'ta da bir sinemada konser verdik. Etraf polis ve asker dolu. Çıkanı gözaltına alıyorlar. Beni istediler. Komitede bulunanlar, "Eğer gelmezsen, hepimizi tutuklayıp sopadan geçireceklerini söylüyorlar. Onlara ifade vermen gerekiyor." Bunun üzerine dedim ki, "İfademi değil, beni alıp götürecekler ve bu işte burada biter. İfade vermeyeceğim!" dedim. İçlerinde biri, "Hepimiz işkenceden geçirilsek dahi seni teslim etmeyeceğiz! Bir çaresine bakarız. Her taraf polis ve asker dolu, sıkı bir kontrol var. Millet dışarıda senin için etten duvar olmuş, polislerin içeriye girmesine izin vermiyorlar."

    Sahneye çıkıp bir türkü söyledim. Kıyamet koptu. Ortalık karıştı. Polis kitleyi dağıtmaya başladı. Nasıl oldu tam hatırlamıyorum, kitleden bazı kişiler beni arkadan dışarı çıkardılar. Hayal meyal hatırlıyorum. Bir delik mi açmışlardı ne. Kaçıp pamuk tarlalarının içinde saklandık. O geceyi tarlada geçirdik. Sabaha doğru, bir kaç ailenin kapısını çaldık. Korkudan bizi barındırmadılar. "Kurbanınız olam! Askerler gelirse hepimizi tutuklayıp götürürecekler" diyorlardı. Bu yüzden buradan ayrılıp başka bir yere gittik. Bir süre sonra da zaten 'sürgün' maceramız başladı!

    Ülkeyi ne zaman terkettiniz?

    15 Haziran 1976 yılında doğup, büyüdüğüm topraklardan yasadışı yollardan ayrılmak zorunda bırakıldım. Artık başka yolu yoktu, bir çok insanımı, dostumu bir daha da göremedim...

    27 yıl oldu. Türkü söylemek, hele Kürtçe söylemenin bedeli bu kadar mı ağır?

    Evet ağır ki halen sürgünüm! Kürtçe türkü söylemen, sesinin her etrafa ulaşması, özgürlük, direniş, halk ve barış türküleri söylemen bu coğrafyada kolay olmasa gerek. Tabii cezası da büyüktü. Ya hapse girecektim ya da yurtdışına çıkıp kilamlarımı, stranlarımı veya türkülerimi orada söyleyecektim. Ölüm ve ortadan kaldırılmak da vardı işin içinde. Kimseyi öldürmemiştim, insanlığa karşı bir suç işlememiştim, sadece gerçekliğimi dile getirmiş, türkü söylemiştim.

    Avrupa'ya çıkışınız sanatınızı nasıl etkiledi?

    Elbette Avrupa beni çok etkiledi. Gözlerimi dünyaya açtı. Elbette Avrupa'nın olumsuz yönleri de var; onlar bize lazım değil. Diğer taraftan kendi ulusal özümü hiçbir zaman yitirmedim. Ulusal ve Avrupai yönlerim bende çok iyi bir şekilde oturmuş durumda.

    Örneğin bir Kürt sanatçısı olarak Avrupa'da konu-tema bulma sıkıntısı yaşıyor musunuz?

    Hayır, eğer dünyayı takip ederseniz zorlanmazsınız. Bugün iletişim çok gelişmiş. Her gelişmeyi anında öğrenebiliyorsunuz. Uyum sorunu bazen kafanızı ağrıtabiliyor, o kadar. Bir de şu var, yüreğimle ve beynimle her zaman Urfa'da oldum, Diyarbakır'da oldum, Batman'da, Ankara'da, İstanbul ve Adana'da oldum. Hal böyle olunca ve de Türkiye gerçekliği bütün dünyada aşikarken konu bulma sıkıntınız olur mu?

    Kürtler kendi müziğine nasıl yaklaşıyor?

    Kürt müziği zengindir. Avrupalı misyonerlerin, bilim adamlarının ve usta folkloristlerine esin kaynağı olan bu zenginlikten maalesef Kürtler yeterince istifade edememiş, edemiyorlar! Kürtlerin evine gidiyorsun, Arap, Fars ve Türk müzisyenlerin kasetleri var. Kürtçe olanlar da var ama bakıyorsun bir köşeye atmışlar. Niye böyle yapıyorsunuz diye sorduğunda, "Ruhumuza bunlar hitap ediyor! Aşkı çok iyi dile getiriyorlar, orkestrayı çok iyi kullanıyorlar. Bizimkiler bu işi biraz köylüce yapıyorlar.." diyorlar. Onlara hak verebilirsin ya da vermezsin. Eğer bir millet hep, "Filan iyi, bizimkiler iyi değil!" diyorsa, o millet kendini kaybetmiştir, kendisine değer vermiyordur.

    VİCDANINI RAHATSIZ EDEN BİR İKİ ŞEY?

    Başınızı yastığa koyduğunuzda vicdan muhasebesi yapar mısınız? Bunca yıldan sonra vicdanınız rahat mı? İçinizde ukde kalan bir şeyler var mı?

    Bazı şeyler var... Bazı şeyleri daha iyi organize edebilirdim. İmkanlar da vardı; bir saltanat kurabilirdim. Halkın benden beklentileri vardı, daha ağırbaşlı hareket etmeliydim. Gereksiz kişilerle fazla zaman harcamasaydım. Boş yere fazla gezmeseymişim keşke diye düşündüğüm anlar var. Bazı zamanlar zevklerimin kurbanı oldum. Örneğin, bir kadın beni çok sevmiş, peşimde dolanıp durmuş, onun bu tavrını normal bulup, isteklerini yerine getirmemeliydim. Cevabım sanatsal hizmetimle olmalıydı, ona çok insani bir şekilde yaklaşmalıydım. Ona şöyle demeliydim, "Ben sana uygun değilim.. Beni Şivan Perwer olarak gör, sevgini yüreğinde sakla" Ona başka amaçlarla yaklaşıp el sürmemeliydim. Bazı zamanlar el sürdüm ve çok pişman oldum. Kadınlar bana aşık oluyordu, benim için ağlıyorlardı. Çok üzülüyordum, içimden diyordum, "Böyle olmaz!.. Böyle şeyler hiç iyi değil!.. Niye böyle yaptın..!.." En sonunda kendimi dövüyordum!

    Sanatsal alandaki vicdan muhasebeniz peki?

    Bu konuda vicdanım çok rahat. Fakat ben sanatımı teorik anlamda pek geliştiremedim, daha çok pratik alanla sınırlı kaldım. Yani kompozisyonumu kendim yazmalıydım. Başkalarına yaptırmak zorunda kalıyorum. Aranjemi kendim yapmalıydım. Zamanımı daha çok halka, siyasete ve gezip-tozmaya ayırdım. Hayatımı düzene sokamadım, teorik anlamda kendimi geliştiremedim. Vakti zamanında çok kitap okurdum, fakat son dönemlerde çok az okuyorum. Tabi benim kitabım, toplum. Çok insanla karşılaştım, oturup konuştum. Halkın sorunlarıyla haşır neşir oldum, bu da kitap okumak gibi oldu.

    * Faki: Medreselerde dini eğitim gören öğrenci
    KAYNAK : SALİH KEVİRBİRİ - BİRGÜN - PAZAR -
    7 KASIM 2004
    ____________________________
    Korg Pa Serisi setleri, Müzik Aletleri, Van Kahvaltı Ürünleri,
    Van Otlu Peyniri, Kaçak Çay,Kokulu İran Pirinci, Doğal Bal,

    Sipariş Vermek İçin Aşağıdaki Siparis11 Resmi Tıklayın


    n3hbgtfre21"
  2. #82
    Site Sahibi
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nereden
    Van Merkez
    Yaş
    32
    Mesajlar
    16.938

    Standart BİR ÇIĞLIĞIN YÜZYILI biyoğrafi resimleri

    BİR KAYNAK KİTAP

    BİR ÇIĞLIĞIN YÜZYILI : 1



    MUTLAKA OKUYUN.
    ----------------------------
    ____________________________
    Korg Pa Serisi setleri, Müzik Aletleri, Van Kahvaltı Ürünleri,
    Van Otlu Peyniri, Kaçak Çay,Kokulu İran Pirinci, Doğal Bal,

    Sipariş Vermek İçin Aşağıdaki Siparis11 Resmi Tıklayın


    n3hbgtfre21"
  3. #83
    Site Sahibi
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nereden
    Van Merkez
    Yaş
    32
    Mesajlar
    16.938

    Standart BİR ÇIĞLIĞIN YÜZYILI 2 biyoğrafi resimleri

    BİR ÇIĞLIĞIN YÜZYILI : 2
    Yüzyıllık Çığlık Susturuldu
    29-05-2002
    Gazeteci-yazar Salih Kevirbiri'nin kitabı "Bir Çığlığın Yüzyılı: Kerapete Xaco", İstanbul 4 No'lu DGM'nin kararıyla, "halkı düşmanlığa tahrik ettiği" gerekçesiyle yasaklandı. Kitap, Dengbejlik kültürünü sürdüren Kerapete Xaco'nun hayatını anlatıyor.
    BİA Haber Merkezi
    28.05.2002 Hamza AKTAN
    BİA (İstanbul) - Gazeteci-Yazar Salih Kevirbiri'nin "Bir Çığlığın Yüzyılı: Kerapete Xaco" isimli araştırma-inceleme kitabı, İstanbul 4 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin (DGM) kararıyla yasaklandı.

    21 Mart'ta Si Yayınları'ndan çıkan 142 sayfalık kitap, Dengbejlik* kültürünü sürdürenlerden 102 yaşındaki Ermeni Kerapete Xaco'nun hayatını anlatıyor.

    "Stranlarından başka hiçbir şeyi olmayan bir insanın hayatı"
    Kitabının, "halkı birbirine karşı kamu düzeni için tehlike olabilecek şekilde düşmanlığa alenen tahrik ettiği" gerekçesiyle yasaklandığını anlatan Salih Kevirbiri, "Oysa kitabım stranlarından* başka hiçbir şeyi olmayan bir insanın hayatını anlatıyor" dedi.

    Kevirbiri, romanının konusunu ve yasaklama kararıyla ilgili görüşlerini şöyle özetledi:

    * Kitap, Kürt edebiyatının temel öğelerinden Dengbejlik kültürünün en büyük devam ettiricilerinden ve şu an 102 yaşında olan Ermeni Karapete Xaco'nun hayatını, sanatını konu alıyor. 95 yıldır Kürtçe stran söyleyen, anne ve babası Ermeni olan Kerapetê Xaço "Ben Ermeniyim ama koruyucularım Kürtlerdir" diyen bir sanatçı."

    "Kitabımla Türkçe'ye hizmet ettim"
    * Ayrıca kitabım Türkçe yayınlandığı için Türkçe'ye hizmet ettiğimi de düşünüyorum. Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri bu ölçüde ilerleyen bir ülkede hala bu tür yasaklamaların yaşanıyor olması bu ülkenin bir vatandaşı olarak beni üzüyor. Kitap hakkındaki karar geri alınmazsa ve Türkiye'deki yasal süreçler tıkanırsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) de başvurmayı düşünüyorum.
    DGM'nin 14 Mayıs'ta verdiği yasaklama kararından sonra Kürt Yazarlar Birliği (PEN) başkanı Zerdeşt Haco, yazar Mehmet Uzun ve Avrupa Parlamentosu'ndaki Almanya Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS) milletvekili Feleknaz Uca'dan destek mesajları aldığını da söyleyen Kevirbiri, okurlarından kendisine ve Si Yayınevi'ne destek olmalarını istiyor.

    Yazara destek vermek isterseniz
    Yazar Kevirbiri'ye ulaşmak isteyenler [email protected] ya da [email protected] adreslerine mesaj gönderebilir. (BB)

    * Dengbej: Kürt sözlü edebiyatının uygulayıcılarına verilen ad.
    * Stran: Şarkı
    ____________________________
    Korg Pa Serisi setleri, Müzik Aletleri, Van Kahvaltı Ürünleri,
    Van Otlu Peyniri, Kaçak Çay,Kokulu İran Pirinci, Doğal Bal,

    Sipariş Vermek İçin Aşağıdaki Siparis11 Resmi Tıklayın


    n3hbgtfre21"
  4. #84
    Site Sahibi
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nereden
    Van Merkez
    Yaş
    32
    Mesajlar
    16.938

    Standart BİR ÇIĞLIĞIN YÜZYILI 3 biyoğrafi resimleri

    BİR ÇIĞLIĞIN YÜZYILI : 3
    Genç Kürt yazar Salihê Kevirbirî, 102 yaşındaki Ermeni klam ustası Xerabetê Xaço'yu anlattığı kitabında aynı zamanda bir asrın takvimini de çıkarmış.

    GENÇ kuşak Kürt aydınlarından, Kürtçe yazmakta ısrar eden Salihê Kevirbirî'nin Si yayınlarınca basılan "Bir Çığlığın Yüzyılı: Karabetê Xaço" adlı kitabı bundan birkaç hafta önce piyasaya çıktı. Kitap, yayınevinin isteği üzerine önce Türkçe basıldı. Ardından orijinal dilinde, Kürtçe basılacak olan kitap, 102 yaşındaki klam ustası Xerabet'in resimlerinin bulunduğu son bölümle birlikte 142 sayfa. Kevirbirî bu kitabıyla bize sadece yeryüzünün hala yaşayan Homeros'unu tanıtmakla kalmıyor, yeterince bilmediğimiz bir dönemin ilginç panoramasını ve paha biçilemez mirasını da bahşediyor.

    SÖZ, KLAM VE KÜRTLER

    Her Kürt klamının doğasında acı ve ağıt vardır, ancak Kafkasya Kürtlerinin söylediği stranda bu acı ve hasret korkunç derecededir. Sürgünlerin yaşattığı bu acı, insana kendi acısını unutturacak niteliktedir. Ve tarihin izlerini taşıyan bütün bu sesleri zamanın paslı çarklarından söküp, kulaklarımızdan kalplerimize damıtan bir güç vardı ki, bu da kulaklarımıza sesten heykeller dikmiş 'Erivan Radyosu'dur.

    'Erivan Radyosu' derken hepimizin kafasında beliren isimlerin başında kuşkusuz o gelir; yani Xerabetê Xaço. Çocukluğumuzun dengbêjî, Kürt müziği ve sözlü edebiyatının ve bilcümle Kürt aydınının sınırsız borçlu olduğu söz ustası... Reşkotan Aşireti'nin hizmetkarı ve 'Fileh'i.... Filîtê Quto Ailesi'nin Dengbêjî... Garzan ovasının turnası, Suriye'de Hesen Axayê Cizrawî'nin kadim dostu, Fransız ordusunun askeri ve Kafkasya'da 'Xweşawazê Dengê Radyoya Erîvanê' yani 'Erivan Radyosu'nun hoş avazlısı...

    Hafızası hala dipdiri olan ve "Bu topraklarda üzerime dengbêj tanımam" diyen Xerabet klam ustası. Klam, sözlü Kürt edebiyatının temel öğelerinden, kahramanlık, acı, aşk gibi temaların genellikle enstrümansız, sadece insan sesi ile edildiği halk ezgisidir.

    Efsanevi denbêjîn, Kürtlerin yaşayan Homeros'unun evinin bulunduğu Salxoz köyü, kış şartlarında Erivan'dan bir saat uzakta. Solxoz, Eçmiedzin nahiyesine bağlı bir köy. Eçmiedzin ise bütün dünya Ermenilerinin dini merkezi ve Patrik Karekin II'nin de bulunduğu önemli bir mekan. Uluslararası Ermenistan Havaalanı'na yakın mesafede alçalıp yükselen uçakların motor gürültüsü her daim Solxoz köyünde kulakları tırmalar.

    TARİHE TANIKLIK EDEN 102 YILLIK SERÜVEN

    95 yıldır Kürtçe klam söyleyen 102 yıllık acılı efsanenin sahibi Xerabetê Xaço'nun anne ve babası Ermeni. 20. yüzyılın ilk senesinde Garzan ovasının Reşkotan mıntıkasında, bugünkü Kozluk ilçesine bağlı Bileyder köyünde dünyaya gelen Xerabet'in anne ve babası, kardeşlerinin gözü önünde Kürtlerin vatanında öldürülüyor. Sonra Kürt aşiret büyüklerinin meclislerinde, dengbêjlerin divanında ve stranbêjlerin mihricanında hazır bulunuyor. Yıllarca onlara klam ve stran söylüyor. Şeyh Said'in Piran'dan başlayıp Diyarbekir içlerine yayılan savaşına, 'Roma Reş'in nasıl kök kuruttuğuna şahit olur. Her dengbêjin gıdası olan derdi, çileyi ve acıyı ta o yıllarda yüreğine dağlamıştır. 25 yaşında, bir gece alıp başını sınırın güneyine geçer. Suriye'ye gider, oradaki Kürtlerin arasına. Kamışlo ve Hesiçe'de kalır. Bugün 60 yaşını geride bırakan oğlu Sêrop orada doğar. Xerabet orada da Kürtlerin dostudur; onların dengbêjleriyle dosttur.

    Xerabet bundan 56 yıl önce, 1946 yılında Mahabad'da Kürt bayrağı semalarda dalgalanırken Erivan yolundadır. Gelir Erivan'a yerleşir, yine de Kürtler içindedir ve Kürtçe söyler. Bu kitabın temeli atılırken, yani bu yılın ilk günlerinde, "Ben buradayım ama beynim ve yüreğim oradadır hevalo! Görüyorsun anadilim olmasına karşın Ermenice'yi dahi düzgün konuşamıyorum. Ben Ermeniyim ama sahip ve koruyucularım Kürtlerdir" diyecektir Kevirbirî'ye. Kürtler için çok şey yapan bu söz ustası, hiçbir şey yapmadıysa da ömrü boyunca Kürtlerin diliyle, Kürtlerin acısını, ağıdını söyledi.

    Zal û Dal bira bûn

    Behra Wanê kaniya wan bû

    Deşta Mûşî prêza hespê wan bû

    Diyarbekir korta gidiya bû

    Bismil cihê deveçiya bû

    Bişêrî cihê kêf û hek û laqirdiya bû

    Ridwana Bavê Temo cihê gewr û rinda bû

    Rexşê Belek jî hespê wan bû

    (Zal ve Dal kardeş idiler / Van Gölü kaynakları idi / Muş Ovası atlarını koşturdukları alan idi / Diyarbekir gidilerin merkezi idi / Bismil devecilerin yeri idi / Beşiri keyf, şaka ve eğlencenin mekanı idi / Temo'nun babasının Ridwan Köyü alımlı kızların köyü idi / Rexşê Belek de onların atı idiÉ)

    KÜRT DİL USTASINDAN KÜRTLERE SİTEM

    Ve Xerabet, doksan yıldır klam okuyan dudaklarından bu hasret dolu mısraları döktükten sonra, susuyor. Belli ki, içinde bir yerleri acımış. Sonra, tarihin izleriyle dolu yüzünde bir acıma belirtisi ve gözlerinde buğu. Sitem ediyor bize, 50 milyon Kürde:

    '50 milyon kurmanc nikare li min xwedî derkeve û min xwedî bikeÉ"

    (50 milyon Kürt bana sahip çıkamıyor, besleyemiyor beni...)

    Bu bir çağrı, bir yakarış, bir emirdir! Hepimizi utandıran bu sözleri peki neden söylüyor Xerabet? Cevabı, altı gün boyunca divanına katılan, onu yeni nesillere tanıtan kitabın yazarı Salih'ten okuyalım:

    "Oturduğumuz odadan içinde bulundukları durum apaçık seziliyordu. Yoksulluk ve çaresizlik her tarafa sinmiş görünüyordu. İki-üç sandalye ve yıkık dökük bir divan, camsız bir kab-kacak dolabı ve teneke bir odun sobası. Hava oldukça soğuk olmasına karşın, sobada sıcaklığın zerresi dahi yok. Sonradan Sêrop'tan öğreniyoruz ki, bir haftadır evlerinde sobaya atacak iki parça odun bile yok. Arada bir kapı açıldığında, keskin bir soğuk bedenimizi çepeçevre sarıyor. Yerde, kapı eşiğine bile serilemeyecek yırtık bir kilim parçası serili. Duvarda sayfaları iki sene önce koparılıp atılmış birkaç takvim. Benimle Siyabend arasındaki küçük sehpanın üzerinde kaset kapağı yerinde olmayan Sharp marka eski bir teyp... "

    Kim bu cümlelerin yüreğimizi sızlatmadığını söyleyebilir? Ve kim bu 102 yıllık söz ustasına borcumuzu ödediğimizi söyleyebilir? Dile gelmez sıkıntılarla geçen koca bir ömre, bir katliamın ürkütücü rituelinin ortasında başlayan, bir çınarın bilgeliğiyle 102 yılı geride bırakan Mezopotamyalı bu dengbêje hepimiz ne kadar vefa borçluyuz bir bilsek... Ve bu kitapla, Kürtlerin en temel kültürel geleneği olan dengbêjliğin önde gelen temsilcilerinden birinin, bir Ermeni dengbêjin, sözlü Kürt edebiyatına kazandırdığı zengin birikime bir nebze teşekkür notu düşülmek istenmiş.

    Sözümüzü, Mehmed Uzun'un kitaba yazdığı önsözün son cümlesiyle bitirelim: "Herşeyi bir yana bırakın ve ruhunuzu bir nebze zenginleştirmek için Salihê Kevirbirî'nin sunduğu bu zenginliğin derinliklerine dalın..."

    KAYNAK : MEHMET SEBATLI ( Ö. POLİTİKA - 15 NİSAN 2002 )
    ----------------------------------------------------------------------
    SALİH KEVİRBİRİ - BİYOGRAFİ


    ----------------------------------------------------------------------
    Di sala 1973***8217;yan de li Batmanê hate dinyayê. Ji sala 1992***8217;yan ve ji zimanê dayîka xwe haydar e û ji wê salê ve kar û barê rojnamegeriya kurdî dike. Ji sala 1994***8217;an heta 2001***8217;î di rojnameyên ***8216;Welatê Me***8217; û ***8216;Azadiya Welat***8217; de wekî edîtor û Berpirsê Karên Nivîsaran kar kir. Ji ber karê rojnameyê, bi dozger, dadgeh û girtîgehê re nasraw bû. Ji bilî ***8216;Welat***8217;, ***8216;Welatê Me***8217; û ***8216;Azadiya Welat***8217; nivîsar, hevpeyvîn û lêkolînên wî bi zimanê tirkî û kurdî di gelek rojname û kovarên bi navê Ozgur Polîtîka, Yedîncî Gûndem, Radikal, Milliyet, Jiyana Rewşen, Hîwa, Avaşîn, Gulistan, Amûdê, Kurdish Media, Londra Gûndem û Firatta Yaşamê de hatin weşandin.
    Kevirbirî, bi nivîskar Mehmûd Baksî re li ser romana ***8216;Serhildana Mala Eliyê Ûnis***8217; kar û xebat kir û ev pirtûk di sala 2001***8217;î de li Stenbolê ji hêla ***8216;Weşanên Welat***8217; ve hate weşandin.
    Kevirbirî Endamê PEN***8217;a Navneteweyî, Endamê PEN***8217;a Kurd û Endamê Senatoya Înstîtuya Kurdî ya Stenbolê ye.
    ***8216;Axînek Ji Kezebê: Radyoya Erîvanê***8217; û romana ***8216;Koçero***8217; xebatên Salihê Kevirbirî ne ku ji bo weşanê têne amadekirin. ***8216;Gera Pênûsê***8217; pirtûka sêyemîn a nivîskar e.
    Berhemên nîvîskar ên çapbûyî::
    Filîtê Quto, Weşanên Pêrî Gulan 2001, 176 rûpel (Kurdî)
    Bir Çığlığın Yüzyılı: Karapetê Xaço, Sî Yayınları (Weşanên Sî), Adar 2002, 144 rûpel (Tirkî)
    ***8216;Gera Pênûsê***8217; pirtûka sêyemîn a nivîskar e.
    ____________________________
    Korg Pa Serisi setleri, Müzik Aletleri, Van Kahvaltı Ürünleri,
    Van Otlu Peyniri, Kaçak Çay,Kokulu İran Pirinci, Doğal Bal,

    Sipariş Vermek İçin Aşağıdaki Siparis11 Resmi Tıklayın


    n3hbgtfre21"
  5. #85
    Site Sahibi
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nereden
    Van Merkez
    Yaş
    32
    Mesajlar
    16.938

    Standart Dengbêj Mehmûd Qizil biyoğrafi resimleri

    Xwediyê kilama "Lîdero"
    Dengbêj Mehmûd Qizil *


    SALIHÊ KEVIRBIRÎ



    Dengbêjî û zargotina devkî, ji ber ku canda nivîsînê di nav gelê kurd de bi pêş neketiye, li car aliyên welêt; bi taybetî li herêmên wekî Serhed, Xerzan, Soran, Behdînan, Mêrdîn û Diyarbekirê xwe gihandiye hawara çand, huner û dîrokê. Dengbêjî û folklor carinan bûye qêrîn, êş û jana hezarsalan, wekî tovê hebûnê li çarmedoran belav bûye, carinan bûye sergovendê dîlanan; di kelepora şahiyan de govend gerandiye, carinan jî di devê dengbêj û goyendeyan de bûye dîrok û gotiye: 'Ez jî heme!....'

    Bêguman Herêma Diyarbekirê, her wekî ji aliyê dîroka xwe ya kevnare û qedîm ve li seranserê Rojhilata Navîn û Mezrabotan xwedî risteke hêja ye; ji aliyê çand, huner û folklora xwe ve jî zor çak û dewlemend e. Lewre jî qalkirina girîngiya vê mijarê bi serê xwe lêkolîn û lêgerîneke berfireh dixwaze.

    Ev kilamên ku me li jêr pêşkêşî dêhn û bala we kirine, ji dengbêjî ango folklor û zargotina herêma Diyarbekirê bi xwe ne. Xwediyê saz û awazên van kilaman ku mijarên wan ji hev cihê ne, lê her yek ji wan di nava xwe de gelek tiştan dihewîne, dengbêjê bi nav û deng Mehmûd Qizil e.

    Mehmûd Qizil, di sala 1939'an de li Diyarbekirê hatiye dinê û vê gavê jî jiyana xwe li wê derê didomîne. Li gorî ku ew dibêje, di sala 1965'an de bi awayekî profesyonelî, ji bo dengbêjiyê dest bi xebatê kiriye û di heman salê de plaq ango sêlika xwe ya 45'î derxistiye. Dengbêj Qizil, heta sala 1974'an bi rêk û pêk karê xwe yê dengbêjiyê domandiye û heta wê mêjûyê 53 heb sêlikên 45'î derxistiye. Li hêla din şayanî gotinê ye ku Mehmûd Qizil, li bakurê welêt yekem kes e ku plaqa bi kurdî çêkiriye. Dîsa li gorî gotina wî, Eyşana Elî (Eyşe Şan) ya dengzêrîn, piştî wî bi salekê plaqa xwe
    derxistiye.

    Ew, ji sala 1974'an heta 1999'an ji ber hin sedemên ku naxwaze vebêje, dest ji kar û barê dengbêjiyê berdide. Qizil, di dawiya sala 1999'an de,
    'rojiya xwe! ya strandinê dişikîne û bi navê "Ax Ciwaniyê" kaseteke nû derdixe.

    Mehmûd Qizil, di dengbêjiya Diyarbekirê de bi serê xwe ekolek e. Di nav kilam û gotinên Mehmûd Qizil de ligel xemgînî, evîndarî û hesreta welêt; dijberî ango muxalefeteke xurt jî tê dîtin. Ev muxalefet û dijberî, ne bi tenê ji bo bindestiya hezar salan e; her wiha wî her daîm tîrên xwe arasteyî beg, şêx û axayên herêmê ku xwîna gel mijandine, kiriye. Tu car nebûye stûxwar û bendewarê van mijokan. Jixwe cudatiya di navbera Mehmûd Qizil
    û dengbêjên herêmê de jî ev e.

    Her wiha şayanê gotinê ye ku kilama "Lîdero" ku ji devê Mehmûd Qizil belav bûye, bi taybetî li herêma Diyarbekir û Xerzan di nava gel de bûye benişt û geriyaye. Wekî tê zanîn kilama "Lîdero" piştî mirina parlamenter û Wezîrê Tendirûstiyê Dr. Yusuf Azîzoglu ji hêla vî dengbêjê dengxweş ve hatiye
    çêkirin û gotin, ku çend gotinên vê kilamê wiha ne:

    "Lîdero
    Lîdero lîdero lîdero
    Lîdero qurban li me dabû stêrka salê
    Stêrka sibê
    Lîdero qurban li me dabû stêrka salê
    Stêrka xurbetê
    Ezîzoxlî mehkî berê îstîfa dîlekca xwe da Enqerê
    Li Reîsiya Cimhûriyetê
    Heyfa min nayê li wê yekê
    Heyfa min tê bi wê yekê
    Di welatê serê de bila piştî Babê Murado
    Kesek ranebe neke dawa siyasetê
    Lîdero lîdero
    Bê lîdero ez nemînim li dinyayê
    Heta sax bim li dewrana dinyayê
    Lîderekî mîna Ezîzoxlî
    Babê Murado tucarî nayê Turkiyayê

    ..."

    Bi rastî jî, dengbêjên neteweyî ku ji bo derd û kesera gel û welatê xwe stirîne ne di nav de, bi sedan sal in ku dengbêj ne ji bo gel, lê ji bo ku dil û ruhên begler û axaleran rehet bikin, kilam rêstine û gotine. Her dem bûne mêvanê wan û li dîwanxane û odeyên gundan begler, axaler û sêxleran, bi qasî heft qatên asîmanan bilind kirine.

    Dengbêj Mehmûd Qizil, carinan berê xwe daye, wekîl ango parlamanterên gel (!). Ew di kilama xwe ya bi navê "Wekîlên Me" de wiha davêje ser
    wekîlên gel
    (!):

    "Gelî xwişk û bira derdê me pir e
    Derdê me giran e, çavê me kor e
    Hiş û aqil li serê me nemane
    Welehî em nas nakin însan e
    Me dixapînin, em rayê xwe didin wan e

    Dibên emê bibin miletwekîlî herin Enqerê
    Ji boyî daw û dozên giran e
    We bikin xwediyê febrîqe, av û elektrîk
    Rê û cadê, doxtor û xestexanan e
    Vekin deriyê hepsan e
    Bînin efûya firar û mehkûm û qesxûran e
    We xilas kin ji îşê alman e

    Diherin li Enqerê rûdinên li qoltixan
    Enîşkên xwe didin ser masan e
    Dibên gel û hevalan hetanî car salan
    Tu kar û îşê me bi gundiyan û feqîran nemane
    Emê îşev herin kîjan saz û bar û pavyonan e

    Gunê me temaman di stûyê miletwekîlan e
    Omîda feqîran li jor maye Rebê Rehman e
    Nalîna dilê min gelî xwişk û bira
    Kesera dilê min xelqê gunda ne.."

    ........

    Mahmud Qizil, carinan jî, bûye heval û hogirên lawir û heywanên bê zar û ziman. Qizil di kilama xwe ya bi navê "Embargoya Heywanan" de jî wiha qîr kiriye:

    "Axx lo dilo eywane xweş eywane
    Îro roja begler û şêx û axan e
    Temamî bûne xwediyê bîna û dayîran e
    Bûne xwediyê motor û texsiyê Mersedesan
    Erdan û milkan e
    Dixebitînin feqîr û gundiyan weka hêsîran û kolan e
    Semedê xatirê welcekekî zekatê malê xwe dane
    Emborgo danîne ser heywanên bê zar û bê ziman e
    Ay dilo hey wayê hey wayê hey wayê
    Lo dilo hey wayê dilo hey wayê hûnê temamî werin..."

    .........

    * Berê ev nivîsar di Çapemeniya Kurd de hatibû weşandin, lê niha hin agahî ji bo baldariya xwendevanan lê hatine zêdekirin. (S.K)
    ____________________________
    Korg Pa Serisi setleri, Müzik Aletleri, Van Kahvaltı Ürünleri,
    Van Otlu Peyniri, Kaçak Çay,Kokulu İran Pirinci, Doğal Bal,

    Sipariş Vermek İçin Aşağıdaki Siparis11 Resmi Tıklayın


    n3hbgtfre21"
  6. #86
    Site Sahibi
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nereden
    Van Merkez
    Yaş
    32
    Mesajlar
    16.938

    Standart Kürtçe plaklar - kapak biyoğrafi resimleri

    KÜRTÇE PLAKLAR
    45 LP PLAK KAPAKLARI
    - BİRAZ NOSTALJİ -

    AYŞE ŞAN




    AŞIK MUSA PERVANİ - KÜRTÇE ALEVİ PLAĞI - ŞEHİDE KERBELA



    AŞIK MUSA PERVANİ
    EHLİ BEYTİN ŞAMA SÜRGÜNÜ 1 VE 2. KISIM ( KÜRTÇE )

    ____________________________
    Korg Pa Serisi setleri, Müzik Aletleri, Van Kahvaltı Ürünleri,
    Van Otlu Peyniri, Kaçak Çay,Kokulu İran Pirinci, Doğal Bal,

    Sipariş Vermek İçin Aşağıdaki Siparis11 Resmi Tıklayın


    n3hbgtfre21"
  7. #87
    Site Sahibi
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nereden
    Van Merkez
    Yaş
    32
    Mesajlar
    16.938

    Standart NİLUFER AKBAL biyoğrafi resimleri

    NİLUFER AKBAL




    NİLÜFER AKBAL - BİYOGRAFİ

    Muş/Varto doğumlu olan Akbal 1987 yılında İstanbula geldi.Aynı yılArif Sağ Müzik Merkezine devam ederek bağlama solfej ve şan dersleri almaya başladı.1988 de ilk Türkçe Albümü ***8216;***8217;Arzuhal Eyledim ***8216;***8217; adı ile müzikseverlerle buluştu.Ancak bu kasetini beğenmeyen Akbal, yeniden Timur Selçuktan dersler almaya karar verir.Daha sonraları ise müzik eğitimini İstanbul Devlet Opera ve Balesi Sanatçısı ve Öğretm üyesi Begüm ERDEM in yanında sürdürür.

    O sıralarda ikinci kaseti olan ***8216;***8217;Ben Bir Kadınım***8217;***8217; ı piyasaya sürer. !991 yılında Kürt müzisyen ve yorumcu Hasret GÜLTEKİN ( Sıvasta yakılarak öldürüldü) nin ***8216; Newroz 1 ***8216; ve ***8216;Newroz 2 ***8216; çalışmasında Kürtçe şarkıları seslendirir.Aynı yıl Almanya / Köln***8217;e giderek bu kez de ses pedegogu Paulo Grenau***8217;dan ses ve opera dersleri almaya bsaşlar.İki yılık bu eğitimden sonra ***8216; Rheinische Musikschule***8217; sınavına girerek bu sınavı da başarı ile verir.Daha sonra aynı okulda iki yıl öğretim görür.

    İlk Kürtçe solo albümünü 1995 te ***8216;***8217; MİRO ***8216;***8217;adı ile yayımlar. Yurtiçi ve yurt dışında çok sayıda konser düzenler.Bir çok film müziklerini seslendirmiş olan sanatçı, çok sayıda radyo ve televizyon programının da konuğu olarak müziğini tanıtma fırsatı bulmuştur.***8217;EÊWİNGI***8217; adlı kaseti ile mesleğinin doruğuna ulaşan Akbalı, daha sonraları ise ***8216;ŞEWA***8217; adlı çalışması ile Avrupanın en çok dinlenen sanatçıları arasında yerini almıştır..

    Bu aralar sıkça avrupada konserlere katılan Sanatçı, bir yandan da Sanatçı İnsiyatifine öncülük etmektedir. Bir süre önce Güney Kürdistanda da kimi programlara davet edilen Akbal, bir yandan da yep yeni bir anlayışla piyasaya girecek olan kaseti için repertuvar çalışması yapmaktadır.

    Daha çok yüzü Avrupa***8217;ya dönük müzik yapan sanatçının orkestrasının hemen tümünü yabancı müzisyenler oluşturmaktadır.Özellikle Kürtçenin Zaza-Dımıli lehçesi ile seslendirdiği eserleri tartışmasız olarak en iyi kabul edilmktedir.Ayrıca müzik eserleri konusunda da önemli araştırmaları olan Akbal, okuduğu tüm eserlerin öykülerine de ulaşarak özenle repertuvarını seçmektedir.Kendisi de bir Kürt alevisi olan sanatçı,Kürt-Alevi deyişlerini ve şarkılarını yörelerindenderleyerek kasetlerine okumaktadır.

    Yakın dönemin en ünlü ve en başarılı Kürt sanatçılarından olan Nilüfer Akbal***8217;ı daha çok Avrupalı Kürt müzikseverler kucaklamıştır. Müzik çalışmalarının hemen tümünü Avrupa***8217;da sürdürmüş olan sanatçının yaşamının büyük bölümü de orada geçmektedir.
    ____________________________
    Korg Pa Serisi setleri, Müzik Aletleri, Van Kahvaltı Ürünleri,
    Van Otlu Peyniri, Kaçak Çay,Kokulu İran Pirinci, Doğal Bal,

    Sipariş Vermek İçin Aşağıdaki Siparis11 Resmi Tıklayın


    n3hbgtfre21"
  8. #88
    Site Sahibi
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nereden
    Van Merkez
    Yaş
    32
    Mesajlar
    16.938

    Standart NİLUFER AKBAL RÖPORTAJ biyoğrafi resimleri

    NİLUFER AKBAL /
    RÖPORTAJ : 1
    Yaklaşık altı aydır Kürt sanatçılar, çeşitli görüşmeler yapmak sureti ile sorunlarını tartışıyorlar Hemen tüm Kürt sanatçılar ortak sorunlar çerçevesinde görüş ve düşünce birliği içindedirler Aralık ayının ortalarında bir araya gelen sanatçılar İstanbul Hill Otelde bir basın çıklaması yaptılar. Kendilerini ***8216;Kürt Sanatçı İnsiyatifi ***8216;***8217; diye adlandıran sanatçılar basına ve kamuoyuna sorunlarını anlattılar.
    İnsiyatifin yürütme kurulu üyesi ve aynı zamanda da sözcüsü Nilüfer Akbal ile geniş bir görüşme yaptık. Bu görüşmenin özetini sizlere sunuyoruz

    Sayın Akbal, yaptıuğınız müziği siz değerlendirecek olsaydınız nasıl bir yorum yapardınız. Kürtler sizin yaptığınız müzik ile buluşabiliyorlar mı.?

    Ben bir Kürt sanatçısıyım ve hiç kuşkusuz benim dışımda da çok sayıda yetenekli ve kaliteli Kürt sanatçısı var. Bu sanatçıların her biri toplumun değişik kesimlerine hitap ediyor . Benim de bir alanım var. İyi bir dinleyici kitlem var. Ancak daha önemlisi ben Kürt Müziğinin dünyaya açılan penceresiyim. Yaptığım müzik Kürtçe Müzik ama yüzü tamamen Avrupa***8217;ya dönük bir müziktir. Bu yüzden, itiraf etmeliyim, ne yazık ki, Kürtlerden çok Avrupalılar müziğimi takdir ediyor. Bu durum beni demoralize etmiyor.Bundan hoşnutum.Çünkü binlerce Kürt genci var ki Avrupa***8217;da yaşıyor ve kendi halkları adına WORLD MUSİC konseptinde Kürt müziğini gördüğünde onurlanıp gururlanıyor.
    Avrupa***8217;daki Kürt gençleri, dünya standartlarına uygun Kürtçe müzik yapan sanatçıları sahipleniyor, onlarla övünüyor .Ben eski geleneksel şarkıları farklı versiyonlarla piyasaya sürmek istemiyorum.Yaptığım şey tam anlamı ile yeniyi temsil ediyor.Yüzlerce kişi beni kutluyor,sevgi gösterisinde bulunuyor.Bende bu yüzden doğru yolda olduğumu anlıyorum.***8217;***8217;
    Müzikle küçük yaştan beri tanışıyorsunuz .Bu alanda herkesten çok eğitim aldınız.İyi ve eğitimli bir sesiniz var.Kaliteli müzik yaptığınız tartışma götürmez.Ama ne siz nede öteki Kürt sanatçılar gibi yeterince tanınmıyorsunuz. Bunun nedenini nasıl açıklarsınız.?
    ***8216;***8217;***8217;BİR KÜRT SANATÇISI OLARAK,BU DURUŞUMLA TÜRKİYE***8217;DE ŞÖHRET OLABİLECEĞİME İNANMIYORUM.***8217;***8217;
    Müzik benim esas işim ve bende işimi çok severek yapıyorum.Bu kendime olan saygımı da arttırıyor.Bu gün aramızda olmayan ancak Türkiyede çok büyük şan ve şöhrete ulaşmış olan kimi sanatçılar bana defalarca telkinde bulundular.Kürtçe müzik yapma dediler.Bu müzikle bir yere gelemezsin dediler.Türkçe müzik yaparsan tüm kapılar ardına kadar asana açılır dediler.
    Ben onların dediklerini yapsaydım kendimi inkarın sınırlarına dek sürüklerdim.Yapamazdım, yapmama doğru da olmazdı. Çünkü ben bir Kürt sanatçısıyım ve Kürtçe müzik yapmaktan caymaya niyetim de yok.
    Bu yolun zahmetli bir yol olduğunu da biliyorum.Bu bir tercih sorunudur benim için.Ben kendi halkımın yasaklı dilini haykırmazsam nasıl rahat ederim ki.Bir Kürt sanatçısı olarak, bu duruşumla Türkiye***8217;de şöhret olabileceğime asla inanmıyorum.Bu yüzdendir ki on yedi yıldır yaşamaya, ayakta kalıp geçinmeye çalıştım ve bu konularda kaygılar içinde yaşadım .Öyle görünüyor ki bu yöndeki kaygılarım bundan böyle de devam edecek.
    ***8216;***8217; VARTO ZAZA LEHÇESİNİN ANA YURDUDUR ***8216;
    Sizi Kürt müziği yapmaya iten nedenler nelerdi.Bu konuda kimler sizi etkiledi.Bu gün gelinen nokta da,bunca sorunlar yaşıyorken tercihlerinizden ötürü pişmanlık duyduğunuz anlar oldu mu.?
    Her zaman saygı ile anacağım büyük müzisyen Hasret Gültekin***8217;den çok etkilendim. Beni Kürt müziğine entgre edn Hasrettir.O bir Kürttü ve aynı zamanda da aleviydi. Sivasta Madımak Otelde canice yakılanlardandır.Ondan etkilenmiş olmam gerekir ki, bende Kürt-Alevi olgusuna merak sardım.Benim birde Zaza yönüm var. Vartoluyum. Bana göre Varto Zaza Lehçesinin anayurdudur

    Kimi Aleviler kendilerini Kürt kabul etmiyor. Ama bizim coğrafyadaki Alevilerin büyük bölümü, hatta tümü diyebilirim ki Zaza Kürttür.Ben böyle bir sonuca vardım.Ben de, bu işi müzik dili ile ıspat etmeye çalışıyorum.Koçgiri Halk hareketi ile ilgili araştırmalar yaptım. Alişêr Bey***8217;in MİRO adlı eserine rasladım .DILO YEMAN a rastladım.Bu eserlerin Kürtçe olduğunu gördüm.Ama alevi inancını irdeliyorlard.Çok etkilendim ve de kasete okumaya karar verdim. Okudum. Kaset çıkar çıkmaz büyük sükse yaptı.
    Maddi ve manevi çok büyük sıkıntılar çektim, çekiyorum da. Elbette Kürt müziğinde karar kıldığım için.Ama asla pişman değilim. Bu gün gene bir seçenek yapmam gerekirse hiç kuşkusuz Kürt müziğini seçerim çünkü bu bana inanılmaz bir haz veriyor, tüm sıkıntılarımı unutturuyor.
    Bu gün Kürt Sanatçıların yüz yüze bulunduğu çok çiddi sorunlar var. Bizler ise yıllardır belki düzelir diye umutlarımızı koruduk ve de sabrettik. Ama ilgililer hiç oralı olmadı ve sorunlar dağ gibi üst üste yığıldı. İleride bu konuya tekrar değineceğim için şimdilik sadece işaret ederek geçiyorum. Ama her şeye karşın direnmeye ve dayanmaya devam diyorum.
    - Devam edecek -
    ____________________________
    Korg Pa Serisi setleri, Müzik Aletleri, Van Kahvaltı Ürünleri,
    Van Otlu Peyniri, Kaçak Çay,Kokulu İran Pirinci, Doğal Bal,

    Sipariş Vermek İçin Aşağıdaki Siparis11 Resmi Tıklayın


    n3hbgtfre21"
  9. #89
    Site Sahibi
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nereden
    Van Merkez
    Yaş
    32
    Mesajlar
    16.938

    Standart NİLUFER AKBAL RÖPORTAJ 2 biyoğrafi resimleri

    NİLUFER AKBAL / RÖPORTAJ : 2
    ***8216;***8217; KÜRT SANATÇILAR İÇİN TÜRKİYE***8217;DE TANITIM VE PROMOSYON YAPMA ŞANSI YOK.***8217;***8217;
    Kaset ve Cd ler için yeterince tanıtım yapma olanağınız var mı. Kliplerinizi Televizyonlar neden yayınlamıyor. Oysa ki Kürtçeye serbesti getirildiği söyleniyor .Dahası Devlet televizyonu Kürtçe yayın yapıyor.Orada da kilipleriniz şarkılarınız yayımlanmıyor mu. ?
    Bir TV kanalında kısa bir söyleşi programına katılmıştım.Benim son kasetim ŞEWA yeni çıkmıştı. O sıralarda yine bir bayrak sendromu yaşanmıştı. Kaset satışı bıçak gibi kesilmiş, Kürtten, Kürt müziği ya da müzisyenlerinden söz etmek cesaret işiydi. Bunu üzerine ben katıldığım o programda şunları söylemiştim.: Türkler hep bizi tehdit edip korkutmuşlardır. ***8216; ***8216;Sakın ha sesinizi çıkarmayın bizi sinirlendirmeyin. Yoksa pişman ederiz sizi***8217; diye gizliden gizliye tehditler savurmaktalar. Gene böyle bir dönemdi benim kasetimin çıktığı dönem ve asla tanıtım yapılamadı .Zaten bu gün bir Kürt sanatçı için ne yazık ki Türkiyede promosyon ve tanıtım yapılamıyor. Çekimler yapsanız da TV kanalları parayla dahi yayınlamıyor. Bu nedenle en yetenekli Kürt sanatçı bile yeterince kendini tanıtamıyor .Kürt sanatçılar sahipsiz ve arkalıksız olarak sanat icra ediyorlar.Türk medyası tüm kapılarını Kürtlere kapalı tutuyor.
    Kürtler egemen bir halk değiller ,devletleri, devlet kurum ve kuruluşları yok.Ve bizde Kürdüz, yani yetimiz, çünkü devleti olmayanlar anasız babasız gibidirler, yetimdirler.Ellerinden tutanları olmaz.Bu nedenledir ki Kürt sanatçılarının politik bir duruşu da olmak zorunda. Yani gerek ve yeter koşullardan biri de kuşkusuz ulusal kurumların oluşturulması için çaba göstermektir. Bu duruş bize olmak yada olmamak gibi bir tercih bırakıyor. Bu yüzden ben bir kürdüm ve tarafım da aynı zamanda. Dahası bir politik duruşum da var ve zaten olmaz ise yadırgamak gerekiyor.

    Bize yıllarca ***8216;Siz Türksünüz ***8216; dediler.Böyle öykülerle büyütüldük. Oysaki Kürttük ama buna kimseyi inandıramadık, ya da inanmak işlerine gelmedi Hep ikinci sınıf insan gibi görüldük. Sonra bir dönem geldi,peki hadi Türküz dedik. Bu kez de, yok dediler.Siz Türklere benzemiyorsunuz dediler ve gene dıştaladılar.Peki biz kimiz ya da neyiz şimdi.? Acaba bize bir ad bulabildiler mi bilemiyorum. Kısacası haleti ruhiyemiz iğdiş edildi.
    Aslında Kürtler, kendi değerlerine yeterince sahip çıkma erdemliliğini henüz gösteremediler ne yazık ki***8230; Eğer halkınız size sahip çıkmaz, sizi korumaz ve de sahiplenmez ise eğer, başkası hiç sahiplenmez. Dedim ya devleti olmayan sanatçılar sanat yaşamı asla dünya standartlarına ulaşamaz .Devletin müzisyenleri himaye etmesi hastaya sunulan oksijen gibidir. Biz Kürt sanatçıların hastanesi yok ki oksijen verenleri de olsun

    Medyanın sizlere ilişkin oluşmuş olan olumsuz tutumunu neye yorumluyorsunuz.? Bunun karşısında ne gibi tepkiler geliştirdiniz ya da neler yapmak istiyorsunuz.Kürt sanatçı birliği gibi bir girişiminiz olacak mı. ?
    ***8216;TÜRK MEDYASI;BİZİ YAPTIĞIMIZ İŞE VE HALKIMIZA KÜSTÜRMEK İSTİYOR; BİZİ GERİYE DÖNMEYE MECBUR KILMAYA ÇALIŞIYOR***8217;.
    Türk medyası kapılarını bilinçli olarak bize kapatmış. Hala potansiyel tehlike ya da potansiyel suçlu gibi görüyor. Suç işlemeye ehil bir kesim olarak kabul ediyor. Medya önünü açmak istemiyor, fırsat vermiyor gelişmene. Bunu bilinçli olarak yapıyor.Amaç seni küçültmek, eritmek ve yok etmek. Seni yaptığın işe ve halkına küstürmek istiyor. Dahası bizi geriye dömeye mecbur kılmak istiyor. Sövüp saymamızı, ekonomik olarak tükenmemizi, pişman olmamızı istiyorlar. Hem sistem hemde onların sözcüsü durumundaki medyaları.Bu bilinçli bir politikadır.
    Ya öyle ya da seni kendine benzetmek istiyor. İki durumu da anlamak ve kabul etmek mümkün değildir.Bu yüzden diyorum ki Kürt sanatçılar sadece kendilerine benzemek durumundalar.Bu en doğal hakkımızdır. Ben Kürdüm, Aleviyim ve kendimi inkara asla niyetim yok.Müzik yaşamımı da, kendi renklerimde ve de halkımın köklerinden uzaklaşmadan sürdüreceğim. Bunda kararlıyım .Çünkü halkımın bana ihtiyacı var. Ben onlar adına dünyaya bir pencere açmak istiyorum.
    Ne yapmalı sorusuna gelince.Bunca engel , bunca haksızlık ve adaletsizlik varken ne yapılmalı.? Kuşkusuz ordularımız, tankımız topumuz ve tayaremiz yok ki. Dhası olsa bile, şiddetle hiçbir yere varılamayacağını en çok biz sanatçılar biliriz. Şiddetle hiçbir sorun çözülemez. Bunu bilirim, bunu söylerim. Kimden geliyorsa gelsin şiddet sorunları çözmez ama belki yeni sorunlar doğurur.Bu yüzden diyorum ki şiddetle bir yere varılmaz
    Sorunlarımızın çözümü için biz de her kes gibi önce bu sorunları kamuoyunda tartışmaya açmayı uygun gördük..Bunun için tüm Kürt sanatçılarının görüş ve düşüncelerine baş vurduk. Gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında yaşayan Kürt sanatçılar arasında bir görüş birliği yakaladık.Bir araya gelerek tartıştık.Bir basın toplantısı yaparak sorunlarımızı ve aldığımız kararları, dahası çözüm yönündeki önerilerimizi basına ve kamuoyuna duyurduk. Ancak medya gene sessiz kaldı ve olayı teğet geçti, sanki hiçbir şey yokmuş gbi olaya değinme gereği bile duymadı. Bundan sonra da birlikteliğimiz sürecek Çeşitli eylemler geliştirmeyi düşünüyoruz. Zamanı gelince bu eylemlerimizi duyuracağız.
    Anlatmak istediğim diğer bir önemli nokta da şudur: Biz Kürt sanatçılar dünya düzleminde Türkiyede rekabet şansı bulamıyoruz.Bu yüzden birbirimize yöneliyor, birbirimizi kemiriyoruz.Öfkelenip birbirimizi yiyiyoruz.Bu hazin bir durumdur. Aslında çaresizlik ve sıkıntılar bir çok arkadaşımızı savuruyor. Oysaki rekabet şansımız olsa eserlerimizle yarışır, dostluklarımızı da korurduk.
    Sayın Akbal TV kanallarındaki Kürt motifli dizi ve filmler için neler söylemek istersiniz. Kürt müziği bir çok dizinin vazgeçilmezi oldu. Bunu nasıl açıklamak gerekir
    ***8216;***8217;KÜRT SANATÇILARININ İTİBARLARI İADE EDİLMELİ,ZARAR VE ZİYANLARI TAZMİN OLMALIDIR.***8217;***8217;
    Evet. Şimdilerde böyle bir furya var.Kürt müziği ve müzisyenleri TV lerde, TV sinemalarında adeta dolgu malzemesi imiş gibi bolca kullanılmaktadır. Bu bir yozlaştırma ve tüketme sanatıdır.Türk medyası ve sinema sektörü dünyaya mesaj vermek istiyor. ***8216; Bakın işte Kürtçe çalınıp söyleniyor,Kürtlerin bir sorunu yok ***8216; denmeye çalışılıyor.Bu kirli bir oyundur.Kürt sanatçılar bu oyunu görmeli ve alet olmamalıdır.Bilerek ya da bilmeyerek bu işe alet olan sanatçılar bu işi daha fazla sürdürmemelidirler.Bu oyuna gelmemek gerek. Bu bir tuzak ve düşülmemelidir.Başkasına dolgu malzemesi olmamalıyız diyorum.
    Eğer medya ve TV ler bu konuda samimi iseler,Kürtçe diziler yapıp gösterime sunsunlar. Ya da Kürt müzisyenlerin sorunlarını irdelesinler, sorunlara eğilip çözüm için yardımcı olsunlar.Dahası her şeyden önce Kürt sanatçılarının itibarı iade edilmelidir. En önemlisi de kuşkusuz zarar ve ziyanlar tazmin olmalıdır.
    Biz Kürt Sanatçılar bundan böyle, kendi doğrularımız ve realitelerimizle yaşamak istiyoruz. Lakin Türk medyası ve sanat dünyasının bizimle ilgilenmeye niyetleri yok. Halkımızı yani Kürt halkını bize sahip çıkmaya davet ediyoruz. Yaptığımız işi sürdürüp kültürümüzü geliştirmek , kültürel ve sanatsal varlıklarımızı koruyup zenginleştirmek istiyoruz.
    Sanatçılar halkların oksijen kaynaklarıdır.Hiç bir halk kendi oksijen kaynağının tükenmesine rıza gösteremez. Kürtler bu gün varlıklarını, sanata, folklora ve dengbêjlere borçludur. Bu gelenekler sanatçılar tarafından kuşaktan kuşağa devşirildi. Kürt halkı kendi sanatçısını, yani oksijen kaynağını korumalı ve sahiplenmelidir.
    Sanatçı arkadaşlarımızın da kendi aralarında zaman zaman sorunları oluyor. Ben diyorumki birbirimizi sevmeyebiliriz. Ama ortada tümümüzü haznesine toplayıp eritmek isteyen bir değirmen var.O değirmende un olup yok olmamalıyız.
    ____________________________
    Korg Pa Serisi setleri, Müzik Aletleri, Van Kahvaltı Ürünleri,
    Van Otlu Peyniri, Kaçak Çay,Kokulu İran Pirinci, Doğal Bal,

    Sipariş Vermek İçin Aşağıdaki Siparis11 Resmi Tıklayın


    n3hbgtfre21"
  10. #90
    Site Sahibi
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nereden
    Van Merkez
    Yaş
    32
    Mesajlar
    16.938

    Standart NİLUFER AKBAL RÖPORTAJ 3 biyoğrafi resimleri

    NİLUFER AKBAL / RÖPORTAJ : 3 ( SON )

    Kürt Kültürü ve Sanatının Türkiyedeki handikapları nelerdir. Sanat ve kültürün halklararası diyalogta ne gibi önemi var.?
    ***8216;***8217; BEN KÜRTLERİN SEZEN AKSUSU DEĞİL, NİLÜFER AKBALI OLMAK İSTİYORUM ***8216;


    Türkiyede toplumun ezici çoğunluğu herkesin eşit olduğunu savlar. Oysaki bu böyle değil. Örneğin biz Kürt sanatçılar eğer Türk sanatçılarla eşit isek, neden tüm kanallarda onları şarkıları ve klipleri özgürce çalınıyor da bizimkilere yer verilmiyor. Eğer biz de bu ülkenin sözüm ona eşit vatandaşları isek ulusal kanallardan da eşitçe yararlanmamız gerekir. Ama açıktır ki durum böyle değil. Bu yüzden biz de medyamızı ve ulusal kurumlarımızı kurmak zorundayız.
    Ben Kürtlerin Sezen Aksu***8217;su değil, Nilüfer Akbalı olmak istiyorum. Bu adaletsizliğin giderilmesi gerekiyor. Tüm bu durumlar olmadan, KÜLTÜRLERARASI DİYALOG SAĞLANMADAN; EŞİTLİK UYGULANMADAN KÜLTÜRLERİN, DOLAYISI İLE HALKLARIN KAYNAŞMASINI SAĞLAMAK OLANAKLI DEĞİLDİR.
    Ahmet Kaya***8217;ya ve Yılmaz Güney***8217;e bu ülkede yaşama akkı tanınmadı. Nedeni Kürt olmalarıdır. Şıvan PERWER ve Nizamettin ARIÇ, yurt dışında ömür tüketiyor. Onlarca Kürt sanatçısına vatan haini gözü ile bakılıyor.Bir okadarına terörist muamelesi yapıldı. Bu durumlar karşısında ne yazıktır ki Türk meslektaşlarımızdan da dayanışma göremedik. Oysaki Kürt sanatçılar da bu ülkeyi seviyor ve iyiliğini istiyor. Artık her kes buna inamak zorundadır.
    Kürtler, Türkiyenin sanatsal ,folklorik ve manevi yaşamını renklendiriyor.Bu alana ciddi kaynaklar sunuyor. Yüzlerce Kürtçe eser Türkçeleştirildi. Kürt müziği talan edildi. Asimilasyon hala sürüyor. Dur diyen yok. Tüm bu olumsuz koşullar ortadan kaldırılmadan verimli olunamayacağı ortadadır.Bu yüzden talan ve yağma bir an önce yok olmalıdır diyorum.
    Türkiye çok sesli ve çok renkli bir ülkedir. Bu durum pek az ülkeye nasib olabilir.Bu renklilik ve seslilik büyük bir zenginliktir. Ancak te kçi ve Türkçü mantık bu zenginlikten istifade etmeyi engelliyor. Bu kaynaklar heder ediliyor. Kendi zenginlik kaynaklarını böyle hoyrat kullanan bir ülkede,ulusal kimliğinizle ayakta kalmanız ve kendi halkınız adına başarılar kazanmanız çok güç.Türkiye Kürtlere vatandaşım diyorsa onları tüm vatandaşlık hak ve ayrıcalıklarından yararlandırmalıdır.
    ***8216;***8217; HER ŞARKI KENDİ KÖKLERİ ÜZERİNDE ÇALINMALIDIR. ÇÜNKÜ HER ŞARKI KENDİ AKARINDA GÜZELDİR.***8217;***8217;
    Birazda müziğe ve sizin yaptığınız müziğe dönelim.Kürt müziğini yozlaştırma ve özünden uzaklaştırma süreçlerine değinelim isterseniz.Müziğinizin dünü ve bugünü hakkında görüş ve düşüncelerinizi alalım.
    Elbette. Esas olarak bu konuyu tartışmak gerekiyordu. Ancak o kadar çok bunaltıcı sorun var ki, esas konumuza dönmek gecikti. Bu arada söyleşimizde bir hayli uzadı bunun farkındayım ancak kimi şeyleri sizlerle paylaşmak istedim. Bir çok konudaki sanatçı duyarlılığını yansıtmak istedim. Amacım politika yapmak değil kuşkusuz. Çünkü politikacı değilim. Ama genel olarak halkımın ve özelde de sanatçılarının bu denli ciddi sorunları varken politik bir duruş sergilememek mümkün müdür .?
    Ben, müziğin evrensel dünyasında kendime bir özgürlük alanı yaratmak ,ve Kürt müziğini bir kadın sanatçı olarak,dünya ile buluşturmak istiyorum. Kürt müziğinin dokusu ve engi,buna çok uygun. Kürtler Avrupai bir soydan geliyorlar. Soyağaçları Avrupaya uzanıyor.Bu nedenle Kürtleri akrabaları yani Avrupalılarla yeniden tanıştırmak için bende Müzik kanalını denemek istiyorum.Buradan da dünyaya bir kapı açmak istiyorum
    Bende dahil olmak üzere, geçmişte, zaman zaman bir çok Kürt müzisyen önemli yanlışlar yaptı. Özellikle de 90 lı yıllarda, savaşın yoğun olduğu dönemlerde, hem müzisyenler hemde yapımcılar ciddi yanlışlıklar yaptılar. Çoğumuz savrulduk, hatalar işledik, bir çok kişi ise, kendini riske etmek istemediği için, Kürtçe Müzik defterini kapatıp o günlerde rafa kaldrdı. Aynı kişiler bu günün serbestilerinden istifade ile bu aralar Kürtçe müziğe hevselenmiş görünüyorlar..Dünyanın yeniden keşfini kendileri gerçekleştirdi sanıyorlar. Yaptıkları işi bir devrimmiş gibi göstermeye çalışıp böbürleniyorlar Kürtler karşısında. Ama Burası Türkiye ve hepimiz birbirimizi çok iyi tanıyoruz kaygılarımızı, endişelerimizi, samimiyetimizi çok iyi biliyoruz.

    Bu yüzden diyorum ki kimsenin Kürt müziğini kendi emelleri uğruna kullanmasına biz Kürt sanatçılar izin vermeyeceğiz. Telif hakları konusunda Avukatlarımız daha şimdiden ciddi hazırlıklar yapıyor ve yakında bir çok sözüm ona ***8216; Ünlü ***8216; mahkemelik olabilir, haklarında çeşitli suçlardan davalar açılabilir. Bu tüm Türk medyası ve sanat dünyasını sarsacak olan gelişmeler, Kürt kültür ve sanat değerlerini korumak, ayaklar altından kurtarmak içindir ve Kürt halkı için doğrusu değer bir iştir.
    Ben ve birkaç sanatçı arkadaşım, Türkiye***8217;nin o zorlu yıllarında, az da olsak sayıca , Kürt müziği yapmayı tüm olumsuz koşullara karşın sürdürdük. Doğal olarak, eksik yanlış, aksak okuduğumuz oldu ve telafuz hatalarını sıkça yaptık. Belki bu çok önemli bir hataydı. Ama günlerde bundan daha önemli şey Kürtçe sözlü müzik yapmaktı. Bu siyasal bir tavır olarak da görülebilir. Dahası eksik yada yanlış okuduk diye Kürt aydın çevrelerinden çokta eleştiri almadık. Tersine desteklendik, dayanışma gördük ve de landık. Kürtçe söylemek Dinleyenlerin göğsünü kabartıyor ve onları gururlandırıyordu .Alkışlanmamız Kürtçe Müzik yaptığımız içindi, yanlış ya da eksik okuduğumuz için değildi kuşkusuz. Kuşkusuz bu gün hiç birimiz dün olduğumuz noktada değiliz, aradan yıllar geçti ve yetkinleşip olgunlaştık. Bu gün artık dünün yanlışlarına düşmemek için daha bir özenliyiz ve en doğruyu yapma konusundaki istek ve tutumumuz ufkumuzu daha da genişletiyor.
    ***8216;***8217;OYSA Kİ, ŞARKILARA TAT VE HAZ VEREN ŞEY, ONLARIN DOKULARI VE ULUSAL KAREKTERLERİDİR .GÜL, KENDİ DALINDA ÇOK DAHA GÜZEL DURUR. ***8216;***8217;
    Öte yandan, Kürt müzisyenlerin mesleki ve özlük sorunları, var. Akademik kariyer sahibi bir Kürt müzik camiası yo. Bu nedenle herkes Allah vergisi ile hareket ediyor. Kürt aranjör, bestekar, sanat danışmanı ve sanat yönetmeni yok. Kürt müzik okulları ve konservaturları yok. Bazı arkadaşlarımız akademik kariyer adına konservatuarlara iştırak etse de bu durum yaptıkları işe yeter anlamda yarar sağlamıyor. Yani Kürtçe Müzik yapan bir sanatçı Türk müziği esaslarına göre eğitim ve öğretim yapmaya konuşlandırılmış bir müzik kurumundan ne kadar yararlanabilir ki.? Hal böyle iken ister istemez Kürt sanatçılar arayış içine giriyor, en uygun kişi ya da kurumla çalışmak durumunda kalıyor. Çoğu kez çalışılan sütüdyo sahipleri, aranjörler, prodöktörler bırakı Kürtçe bilmeyi, Kürtleri ve Kürt müziğini bile tanımadıkları halde kaset yönetmektedirler. Bunu biliyoruz ama alternatif olmayınca iş istenilen düzeyde gerçekleşmiyor.
    Böylede olunca, çoğu kez yaptığımız müzik Kürt müziği olmaktan çıkıyor, Kürtçe sözlü müzik haline geliyor. Olay kendi akarından, kendi mecrasından uzaklaşıyor. Müzik kendi köklerine sırtını çevirmiş oluyor. Bu durum bizim istediğimiz bir durum değil ama teknik alandaki yoklar ve yoksunluklar böylesi bir manzaranın doğmasını neden oluyor. Oysa ki,her şarkı, kendi kökleri üzerinden çalınıp söylenmelidir, her kendi akarında güzeldir. Müziğe ve şarkılara tat ve haz veren şey, onların ulusal karekterleri ve dokularıdır.
    Sayın Akbal, siz bir süre önce Güneye, diğer adı ile Kuzey Irak***8217;a gitmiştiniz. Orada Kürtler artık özgür yaşıyorlar ve federasyona karar kılmış bulunuyorlar. Kürt Federe Bölgesindeki izlenimleriniz nasıl.? Sanat ve müzik alanındaki gelişmeler ne durumda.?
    ***8216;***8217;ŞİMDİ ARTIK KÜRTLER***8217;İN YAŞAMINA BİR IŞIK DOĞMUŞ BULUNUYOR. IRAK***8217;TA HİÇ BİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK, KÜRDİSTAN ORTADOĞUNUN EN DEMOKRATİK VE GÜVENİLİR BÖLGESİDİR.***8217;***8217;
    Evet. Aldığım bir davet üzerine, bölgeye gittim. Bir çok sanatçı ve müzisyenle tanıştım. Bir çok kurum ve kuruluş var. Kültür ve sanat alanında olabildiğince kurum var. Bu kurumlar Kültür Bakanlığı tarafından destekleniyor, teşvik ediliyor. Yerel yönetim sanata cok önem veriyor, sanatçıları koruyor onlara sahip çıkıyor. Henüz özgürleşeli kısa bir zaman olmasına karşın çok önemli atılımlara imza atılmış. Yerel çok sayıda sanatçı var, ancak batılı anlamda müzik yapan az sayıda kişi bulunuyor.
    Şimdi Kürtlerin yaşamına yeni bir ışık doğmuş bulunuyor. Ülkenin güneyinde özgür ve demokratik bir yapı var. Sanata, bilime, sanatsal ve bilimsel çalışmalara önem veren , güç veren, teşvik eden, destekleyen bir yapı bu. Çağdaş normlarla bezenmiş yeni bir yapılanma var. Bu tüm Kürtler için, özellikle de aydın ve sanatçılar için son derece öenemli bir kazanımdır. Bu yapının tüm Kürtlerce desteklenmesi gerekir.Radyo ve televizyonlar tüm parçalardan Kürtlere ait kültür ve sanat ürünlerini önemsiyorlar, yayınlarında yer veriyorlar.
    Gönül isterdi ki, Türkiye***8217;de de Kürt kültürü özgürce gelişip serpilme olanağına sahip olsun, buradan oraya bu anlamda bir göç yaşanmasın. Oradaki demokratik ve özgür koşullar, orayı çekim merkezi haline getirmiş durumdadır. Buradaki güllerin solmasını kimse istemez. Renklilik özgürlükle birleşsin ve yaşam bu minval üzerinde gelişsin isteriz. Kürt sanatçılar orada saygınlık görüyor ve onurlandırılıyorlar.
    ***8216;***8217;EĞER TÜRKİYE KÜRT AYDIN VE SANATÇILARINA GEREKEN DESTEĞİ VE ÖNEMİ VERMEZ İSE, KAÇINILMAZ OLARAK RENKLERİNİ SOLDURACAK. ***8216;***8217;
    AB yolunda ısrar eden devlet tercihini bu yönde kullanmış ise, Kürtlere de gerekli hakları tanımak zorundadır. Eğer Türkiye Kürt aydın ve sanatçılarına gereken desteği ve önemi vermez ise kaçınılmaz olarak renklerini solduracak. Türkiye***8217;de renklerin solması aydınlığın gidip karanlığın gelmesi demektir. Renkliliğimiz zenginliğimizin ifadesidir ve bu renkler topluma ışık saçıyor yaşama gücü ve morali veriyor. Bunu korumalıyız ancak eşit, özgür ve adil bir yaşam kurarak***8230;Karar Türkiyenin***8230;..
    Artık bilinen bir şey var ki, Kürtlerin yolu açık ve aydınlık. Bu yola girdiler ve yürüyorlar. Tüm Kürtlerin rahatlıkla övünebileceği gelişmeler yaşanıyor bölgede. Orası tüm Kürtlerin ortak kazanımı olarak görülüyor ve kapıları tüm Kürtlere açık tutulmuş. Her Kürt oradaki kazanımları önemsemeli ve korumalıdır.
    Bölgede müzik çalışmaları Avrupa pencerelerini aralamak zorundadır. SONY ve UNIVERSAL gibi şirketlere davetler çıkarılmalı ve buradaki müthiş potansiyele dikkatleri çekilmelidir. Mutlaka özel bir müzik kanalı oluşturulması gerekiyor. Kısacası Kürt müziğinin bir resmi çizilmeli ve dünyanın her hangi bir yerinde Kürt müziği denince o resim akla gelmelidir. Bu işi yaratıp yapmak bölgedeki müzisyenlerin işidir. Devlet gerekli olanakları zaten sunuyor.Bana bu olanağı verdiğiniz için teşekür ederim.
    ____________________________
    Korg Pa Serisi setleri, Müzik Aletleri, Van Kahvaltı Ürünleri,
    Van Otlu Peyniri, Kaçak Çay,Kokulu İran Pirinci, Doğal Bal,

    Sipariş Vermek İçin Aşağıdaki Siparis11 Resmi Tıklayın


    n3hbgtfre21"
 

 

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Tarih'te Kürd İsyanları
    Konu Sahibi HéViyaMın Forum Kürt Kültür Ve Tarihi
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 12.04.12, 04:59 PM
  2. Kürt Sorunu: İnkârcılıkta Yeni Arayışlar
    Konu Sahibi DaĞLaRıN KıZı Forum Dirok,
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 23.02.10, 11:17 AM
  3. Merwani Kürd Devleti
    Konu Sahibi By XaLO Forum Kürt Kültür Ve Tarihi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 22.01.10, 10:51 AM

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
RSS RSS 2.0 XML MAP HTML SiteMap
Bu sistem vBulletin™ alt yapısına sahiptir, Version 4.2.0 kullanılmaktadır.
Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. ©2000 - 2013 - Support by tr-Siparis11 - Mir BeY
Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:35 AM.